Üye Ol



Ana Sayfa Yap Arkadaşına Gönder Bize Ulaşın Bu sayfayı Yazdır Yardım Özel Mesaj Davet Gönder E-kart Gönder Kedimi Ekle
 
 


 
TBMM İçin 5199 Sayılı Kanun Taslağı Değişiklik Önerisi

Haytap ile Istanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonunun ortaklaşa hazırladığı ve bir çok hayvan hakları savunucusu derneğin desteği ile hazırlanan yasa değişikliği teklifini aşağıda, konuya duyarlı herkesin dikkatine sunuyoruz. 
 
Olmasını istediğimiz yasa ve TBMM 'ye sunacağımız teklif aşağıdaki taslak metin gibi olacaktır.

ISTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU ve HAYVAN HAKLARI TÜRKİYE AKTİF GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU ( HAYTAP ) ORTAK ÇALIŞMASI

 

TBMM İÇİN 5199 SAYILI KANUN TASLAĞI DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ1

HAYVAN HAKLARI KANUNU

GENEL GEREKÇE :

Hayvanlara yapılan kötü muamele ve cezaların etkisiz kalması nedeniyle , toplum vicdanın bu yasanın çıktığı zamandan beri yaralandığı gerçektir. Mevcut 5199 sayılı yasanın hükümleri etkisiz kalmıştır. Kanunun her şeyden önce adının değiştirilmesi gerekmektedir. Çünkü hayvanlara, “hayvanları koruma” bakış açısı ile yaklaşmak aslında hayvanları devamlı olarak koruma, onları devamlı himaye altında tutma kanaati ve zihniyetinin hakim olduğunu gösterir. Oysa , aslolan tüm canlıların hukuken “haklarının” olduğunu kabul etmektir. Hak, hukuk düzeni tarafından korunan menfaat demektir. Bu çalışma ile ve kanun teklifi ile onların haklarının güvence altına alınması ve yasanın özellikle KABAHATLER HUKUKU kapsamından çıkması amaçlanmaktadır.

Hayvanların da 5199 sayılı Kanun ile hakları zaten kabul edilmiştir. Hukuken hakları olmayan ve onlara daima korunacak birer meta imiş gibi bakmak kanunun ruhuna aykırıdır. Bu nedenle öncelikle Hayvanları Koruma Kanunun isminin Hayvan Hakları KanunU olarak değiştirilmesi gerekmektedir. Tüm kanunun ruhu her bir madde ya da gerekçe düşünülürken bu şekliyle ele alınmalıdır. Yani, öncelikle onların “korunmaya” değil , HAKLARININ olduğunu kabul ederek kanun değişikliğini ele almamız , tüm kanunu bu bakış açısı ile kabul etmemiz gerekir. Aslında , bu değişiklik hayvan hakları konusunda reform niteliğindeki zihniyet değişikliğinin ilk adımı da olacaktır. Zaten 15 Ekim 1978 tarihine Paris’te UNESCO binasında kabul edilen beyannanme EVRENSEL HAYVAN HAKLARI BEYANNAMESİ ‘dir.

Tüm hayvanların haklarının var olduğunun kabul edilmesi ile kanunu uygulayacak olan merciler de olaya haklar açısından yaklaşacak ve hukuken zedelenen bir hakkın korunması bakış açısı ile kanun yorumlanacaktır.

Unutulmaması gereken burada savunulan hak , bir kısım hayvan severlerin hakkı değil hayvanların hakkıdır ve Alman Medeni Kanunu 90. maddesine de eklendiği ve kabul edildiği üzere hayvanlar bir eşya ya da mal değildir.

Hatta bu kanun ile , hayvan severlere karşı bile hayvanların haklarının savunulacağı esası kabul edilmelidir.


BİRİNCİ KISIM

Genel Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İlkeler

Amaç

MADDE 1. - Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.

Kapsam
MADDE 2 – (Değişik Madde) Bu Kanun, amaç maddesi doğrultusunda yapılacak düzenlemeleri, alınacak önlemleri, sağlanacak eşgüdümü, denetim, sınırlama ve yükümlülükler ile hayvanlara karşı işlenen suçlar ve tabi olunacak cezai hükümleri kapsar.

GEREKÇE :

Bu kanunun temel işlevi ve temas etmek istediği husus , hayvanların haklarının olduğu kadar hayvanlara karşı bu haklara uyulmaması , haklarına tecavüz edilmesi , istismar edilmeleri , cebir ve şiddete maruz kalmaları nedeniyle , yani onlara karşı ( artık kabahat değil ) suç işlenmesi durumunda bu kanunun getireceği yaptırımları da belirlemektir . Sadece onları korumak için yapılacak eşgüdüm ve denetim yeterli değildir. Bu kanunun da asıl amacı bu yükümlülükleri yerine getirmeyenlere, hayvan haklarına tecavüz edenlere karşı aynı zamanda yaptırımların da caydırıcı olarak belirlenmesidir. Suçlardan bahsetmemek ve cezaların caydırıcı olmaması kanunun ruhuna aykırı düşer ve kanunun büyük eksikliğidir.

Bir diğer deyişle , hayvan haklarına bu kanun ve ilgili diğer mevzuat karşısında gerekli yükümlülükleri yapmayan , denetimleri usulüne uygun yerine getirmeyen , işbirliği sağlamayan , hayvanların haklarına tecavüz eden ya da istismar eden tüm gerçek ve tüzel kişiler hayvanlara karşı suç işlemiş olmaktadır. Bu zaten kanun içeriğinden de belirlidir. Mevcut durum kanun tekniği bakımından bu cümle ile açıklanmaktadır.

Kanunun kapsamını ve amacını açıklayan 2. madde de “hayvanlara karşı işlenen suçlar” kısmının belirtilmesi özellikle gereklidir. Kanun her ne kadar KABAHATLER KANUNU hükümlerine tabi olsa da , bu yasa değişikliği teklifi ile öncelikle bu kanunun kabahatler kapsamından çıkıp SUÇLAR kapsamı altında değerlendirilmesi murad edilmektedir. Toplumdaki genel beklentide hayvanlara karşı işlenen fiillerin kabahat değil bilakis suç olarak değerlendirilmesi , en azından bu fiili işleyen kişinin sabıkasına bu suçun işlenmesidir.

Kanunun zaten mevcut kapsamı da sadece sınırlama , denetim ve yükümlülükleri kapsamamakta , aynı zamanda hayvan haklarına karşı işlenen suçları da içermektedir.

Tanımlar

MADDE 3. - Bu Kanunda geçen terimlerden;

a) Yaşama ortamı: Bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yeri,

b) Etoloji: Bir hayvan türünün doğuştan gelen, kendine özgü davranışlarını inceleyen bilim dalını,

c) Ekosistem: Canlıların kendi aralarında ve cansız çevreleriyle ilişkilerini bir düzen içinde yürüttükleri biyolojik, fiziksel ve kimkanunl sistemi,

d) Tür: Birbirleriyle çiftleşebilen ve üreme yeteneğine sahip verimli döller verebilen populasyonları,

e) Evcil hayvan: İnsan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanları,

f) Sahipsiz hayvan: Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanları,

g) Güçten Düşmüş Hayvan: (Değişik Fıkra) Bulaşıcı ve salgın hayvan hastalıkları haricinde, yaşlanma, sakatlanma, yaralanma ve hastalanma gibi çeşitli nedenlerle fiziki olarak iş yapabilme yeteneğini kaybetmiş binek ve yük hayvanları ile yaşlanma ve sakatlanma gibi nedenlerle sağlığını kaybetmiş evcil hayvanları,

GEREKÇE :

Güçten düşmüş hayvan sadece binek ve yük hayvanları olarak algılanmamalıdır. Evde beslenen her çeşit süs hayvanı ya da evcil hayvan da doğanın kaçınılmaz bir gerçeği olarak güçten düşebilir. Kaldı ki , bu kanunun md 5/son fıkrasına göre bu hayvanları barındıkları yerlerden tahliye etmek ya da tahliyeye zorlamak da suçtur.

Dolayısıyla yaşlanma ya da sakatlanmanın doğanın bir gerçeği olduğunun sadece binek ve yük hayvanları için geçerli olmayıp aslında tüm hayvanların başına gelebilecek çok doğal bir olgu olduğunu temel prensip olarak ele almak gerekir.

Bu nedenle işbu cümlenin de eklenmesi tüm hayvanların yaşam boyu hakları olduğunu da kabul etmekle eş değerdir. Kanunun yapma tekniği olarak da kendi içindeki diğer maddeler ile de uyumlu olması gerekir.

h)Yabani hayvan: Doğada serbest yaşayan evcilleştirilmemiş ve kültüre alınmamış omurgalı ve omurgasız hayvanları,

ı) Ev ve süs hayvanı: İnsan tarafından özellikle evde, işyerlerinde ya da arazisinde özel zevk ve refakat amacıyla muhafaza edilen veya edilmesi tasarlanan bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvanı,

j) Kontrollü hayvan: Bir kişi, kuruluş, kurum ya da tüzel kişilik tarafından sahiplenilen, bakımı, aşıları, periyodik sağlık kontrolleri yapılan işaretlenmiş kayıt altındaki ev ve süs hayvanlarını,

k) Hayvan Bakımevi: (Değişik Fıkra) Hayvanların aşılama, kısırlaştırma, tedavi ve bakımlarının yapıldığı, beslenme, barınma gibi ihtiyaçlarının sağlandığı , rehabilitasyon merkezini,

GEREKÇE :

5199 sayılı kanunda tanımlar bölmesinde HAYVAN BAKIMEVİ tanımlanmamasına rağmen bu kavramın ileriki madde değişikliklerinde de bu şekliyle geçtiği görülecektir. Bu kanunun uygulama yönetmeliği de barınak yerine hayvan bakımevi kavramı üzerinde durur. Uygulamada hayvan bakımevleri birer sağlık ocağı , veterinerlik ofisi , klinik hatta rehabilitasyon merkezi olarak çalışması gerekirken , bu merkezler maalesef insanlar tarafından terkedilmiş bir çok sağlıklı kedi ve köpeğin bulunduğu , “hayvan barınağı” adı altında çok kötü şartlarda ve adeta bu hayvanların yaşamaya mahkum edildiği , mekanlar haline dönüşmüştür.

Halbuki , hayvan bakımevine gelen tüm hayvanların tedavilerinin yapıldığı birer küçük hastane olması asıldır. Barınak olarak algılanıldığında hem buraya gelen yardıma ve bakıma muhtaç hayvanlar gerekli faydayı göremeyecek hem de insanlar barınaklara sahipli köpeklerini bırakmak konusunda teşvik edilecektir. Bakımevi müessesinin yardıma muhtaç hayvanlar olduğu sürece uzun yıllar hizmet etmesi gereken yerler olması düşünülürken “barınak” kavramının kesinlikle en kısa zamanda kaldırılması ve pratik hayata bu şekliyle geçirilmemesi asıldır. Barınak kavramı bu haliyle kaldığı sürece , geçici hayvan severlik hissine kapılan insanlar tarafından da “ nasıl olsa Devlet onlara bakar “ zihniyetiyle terk edilmeyi de teşvik etmektedir.

Çünkü barınaklar aşırı yoğunluktan ve kullanım amacının dışında adeta birer ölüm kampı , hayvanların adeta zorlukla yaşamaya mahkum olduğu , zorla nefes aldığı , gözlerden ırak birer işkence merkezi , haline gelmiştir.

Dolayısıyla “Hayvan bakımevi” kavramının kanuna tanım olarak intikali, hayvan haklarının korunduğu merkezler olması açısından zorunludur.

l) Deney: Herhangi bir hayvanın acı, eziyet, üzüntü veya uzun süreli hasara neden olacak deneysel ya da diğer bilimsel amaçlarla kullanılmasını,

m) Deney hayvanı: Deneyde kullanılan ya da kullanılacak olan hayvanı,

n) Kesim hayvanı: Gıda amaçlı kesimi yapılan hayvanları,

o) Bakanlık: Çevre ve Orman Bakanlığını,

(Ek Fıkra)

p) İşaretleme: Elektronik hücre (microchip), markalama ya da dövme yöntemi ile hayvanları kimliklendirme ve kayıt altına alma yöntemini,

ifade eder.

GEREKÇE :

Teknolojinin getirdiği olanaklardan hayvanların da hem sağlığının korunması hem sahibinin belirlenmesi hem barınaklarda insanların sahip oldukları hayvanları kaybetmemesi daha da önemlisi insan ve doğa sağlığı açısından yapılması gereken tıbbi tedavi ve aşılarının zamanında yapılması ve denetlenmesi açısından tüm hayvanların çok basit bir yöntemle işaretlenmesi asıldır. Bu pratik olarak tüm hayvanların gerekli tedaviyi ne zaman, nasıl aldıklarından , hangi hayvanın kimin sorumluluğunda olduğuna dair de çok kuvvetli kanıttır. Böylelikle ülke genelindeki her tür sahipli hayvan kayıt altına alınmış olacaktır. Ayrıca bu kişiler annenin veya yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlü olmalıdır.

r) Müşahede Merkezi : İl hayvanları koruma kurulu denetiminde her ilçe ve ilde kurulan hayvan sağlığını kontrol, teşhis, kısırlaştırma ve tedavi için veterinerlik hizmeti veren hayvan klinik merkezleri


GEREKÇE :

Özellikle salgın hastalıklar olması durumunda ilk müdaheleyi yapacak ya da güçten düşmüş ve bakıma muhtaç hayvanların tedavilerinin, özellikle bu kanunun 6. maddesinde belirtilen kısırlaştırmalarının il hayvanları koruma kurulunun denetiminde yapıldığı veterinerlik hizmet merkezlerinin olması gerekmektedir. Hayvan sağlığının müşahede merkezleri olmadan ve bilimsel veterinerlik hizmeti alınmadan sağlanması mümkün değildir. Hatta insanlara bulaşıcı hastalıkların geçmesinin engellenmesinde ilk kararı alacak ve hayvanları gerekirse uzunca bir süre karantina altında tutacak , bu süre içinde bakımlarını sağlayacak veteriner hekimlerden ve yeterli personelden oluşacak merkezlerin olması kanun koyucu tarafından belirtilmiş ancak tanımlar kısmında bu unutulmuştur. O nedenle müşahede merkezi kavramının tanımlar kısmına eklenmesini uygun görüyoruz. Bu merkezin çalışma esasları Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte ayrıntılı olarak belirtilecektir.

İLKELER
( Başlık Değişikliği ) Haklar :

GEREKÇE :

Kanunun adında yapmış olduğumuz açıklamaları burada aynen belirtmenin faydalı olduğunu düşünüyoruz. Hukukta ilkelerden çok “haklar” önemlidir. Dolayısıyla ilkelerden çok hayvanların haklarının sayılması , bu haklara uymamanın yaptırımları ve bu hakların kanun koyucu ve uygulayıcılar tarafından kabul edilmesi esastır. Madde başlığındaki “ilkeler” teriminin kaldırılarak HAKLAR şeklinde değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

MADDE 4. –(Değişik Madde) Hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel haklar şunlardır:

a)(Değişik Fıkra) Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu Kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına ve insanlar tarafından işkence , eziyet ve kötü muamele görmeme hakkına sahiptir.Hayvanlar eşya ya da mal değildir.

GEREKÇE :

Bu maddede eksik kalan en önemli cümle hayvanların yaşam hakları ile birlikte onlar için en büyük tehlike olan ve bu kanun kapsamında da defalarca yaptırımları belirlendiği üzere insanlardan taksirle ya da çoğu zaman bilerek ve isteyerek yapılan suç unsuru teşkil eden müessir fiillere maruz kalmalarıdır. Bu kötü niyetli davranışların en başında insanlar tarafından hayvanların işkence , eziyet ve kötü muamele görmeleri gelmektedir.

Aksi takdirde işkenceye maruz kalan , eziyet gören , sakat bırakılan , sadist hareketlere maruz kalan , tecavüz edilip organları parçalanan , üzerine benzin dökülüp yakılan ancak buna rağmen yaşamı bir şekilde her nasılsa hala devam eden bir çok hayvanın da yaşam hakkı bir şekilde devam etmektedir. Kanun metninde eksik kalan yaşam hakkının bu ek cümle ile tamamlanması gerekir.

Alman Medeni Kanununda 1990 yılında 90. maddesinin son fıkrasına yapılan değişiklikle hayvanların bir eşya olmadığı sonradan eklenmiştir. Bir çok kanunumuzu temel aldığımız İsviçre ve Alman Medeni Kanundaki bu değişikliğin bizim hayvan hakları yasasına da özellikle dercedilmesi gerekmektedir.

b) Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.

c) (Değişik Fıkra) Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler bölgenin en büyük mülki amirliği tarafından alınır.

GEREKÇE :

Gerekli önlemlerin kimin tarafından alınacağı mevcut Kanun ile müphem bırakılmıştır. Halbuki hayvanlar, başlarına gelen bir çok olumsuz olayda, ilgili idareler ve yetkililer tarafından sahipsiz bırakılmaktadır.

Suç işlendiğinde ya da gerekli önleyici kolluk görevini yerine getirmek gerektiğinde ilgili kurumlar ya da kamu idareleri görev alanlarına girmediği gerekçesiyle ile konuyla ilgilenmemektedir. Sorumluluğun ve denetimin kanunla açık bırakıldığı durumlarda yada ihtilaf halinde ilgili ve yetkili idari makam , başvurulacak bir merkez ya da bu merkezin denetlediği kurumlar belirli olmamakta , sorumluluk paylaşılmamaktadır.

Dolayısıyla , kanun koyucunun bu önemli görevi öncelikle o bölgenin en büyük mülki amirine vermesi kabul edilmelidir . Zaten Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir kanunu olan 5199 sayılı kanunun da uygulanmasını ve korunmasını sağlamak bu konu ile ilgili gerekli denetimleri yapmak öncelikle o bölgedeki en büyük mülki amirin sorumluluğu ve denetimi altında olmalıdır. Öte yandan, 5199 sayılı Kanunun 18. maddesinde de açıklandığı üzere mülki amirlere görevlerinin yapılmasında en büyük desteği gönüllü kişiler verecektir. Yoksa tek başına mülki amirlerin bu görevin altından kalkması zaten beklenemez.

Dolayısıyla bu ek cümlenin muhakkak kanunun bu kısmına eklenmesi , gerekli detaylı düzenlemelerin ise yönetmelikte belirlenmesi gerekir.

d) (Değişik Fıkra) Hiçbir maddi kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insani ve vicdani sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanları koruyan, sorumluluğu altına alan veya buna talip olan ve bu Kanunda öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda koruma, barındırma, bakim, aşılama ve kısırlaştırılma gibi faaliyetlerinin desteklenmesi için bölge yerel yönetimi ile eşgüdüm sağlanması esastır.

GEREKÇE :

Hayvanların haklarının korunması açısından ülkemizde çalışan bir çok gönüllü, gerçek ve tüzel kişi bulunmaktadır. Bu görevin tamamıyla Devletin kurumlarına ya da idarecilerine bırakılması beklenemez. Devletin ilgili kurumlarının tek başına böyle ağır bir yükün altından kalkması beklenemez. Tüm dünyada bu çeşit çalışmalarda gönüllüler yerel yönetimlerle işbirliği yaparlar. Nitekim kanun koyucu 5199 sayılı Kanunun 18. maddesinde de buna değinmiştir.

Gönüllü kurumlar ve kişiler olmadan tam anlamıyla ne eşgüdüm sağlanabilir ne de sorunlar çözümlenebilir. Yerel idari makamlar ile gönüllü gerçek ve tüzel kişilerin işbirliğinde çalışması , maddi desteklerin tam olarak sağlanması , problemlere bilimsel ve akılcı çözüm üretilmesi ne gönüllülerin ne de Devletin tek başına yapabileceği bir iştir. Dolayısıyla birlikte yapılacak çalışmalar karşılaşılacak sorunların asgariye indirilmesini sağlayacak , kısırlaştırma , aşılama , itlafın önüne geçme gibi durumlarda gönüllülere Devlet kurumlarının tam desteği şart olması gerekir. Nitekim uygulamada da , bu konuda gönüllülerle işbirliği sağlayan bölgeler başarılı olmuş , bu konuda önyargılı olan , gönüllerin desteğini istemeyen ya da sadece Devletin bir şeyler yapmaya çalıştığı ama gönüllülerin çalışmalara yardım etmediği bölgeler ilerleme kaydedememiştir. Bu maddeye eklenecek bu fıkra aslında 5199 sayılı Kanunun 18. maddesini teyit eder nitelikte olacak ve kanun içinde uyum olmasını sağlayacaktır.

e) Nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması esastır.

f) Yabani hayvanların yaşama ortamlarından koparılmaması, doğada serbestçe yaşayan bir hayvanın yakalanıp özgürlükten yoksun bırakılmaması esastır.

g) Hayvanların korunması ve rahat yaşamalarının sağlanmasında; insanlarla diğer hayvanların hijyen, sağlık ve güvenlikleri de dikkate alınmalıdır.

h) Hayvanların türüne özgü şartlarda bakılması, beslenmesi, barındırılma ve taşınması esastır.

ı) Hayvanları taşıyan ve taşıtanlar onları türüne ve özelliğine uygun ortam ve şartlarda taşımalı, taşıma sırasında beslemeli ve bakımını yapmalıdırlar.

j) Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır.

k) Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. Bununla birlikte, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve/veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür.

İKİNCİ KISIM

Koruma Tedbirleri

BİRİNCİ BÖLÜM

Hayvanların Sahiplenilmesi, Bakımı ve Korunması

Hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı

MADDE 5. - Bir hayvanı, bakımının gerektirdiği yaygın eğitim programına katılarak sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olan etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. (Ek Cümle) Sahiplenilen tüm hayvanların boynunda isim , adresini ve hangi belediyeye kayıtlı olduğunu gösterir numarası olacaktır. Sokaklardan rehabilitasyon , tedavi ya da kısırlaştırma amacı için bakımevine alınan ya da terk edilen tüm hayvanlar belediye demir başına belediyenin sahipli hayvanı olarak kaydedilecektir. Hiç kimse bir evcil hayvanın bakımı ve sahiplenilmesi ile ilgili gerekli eğitim programına katılıp geçerli sertifika almadan her hangi bir evcil hayvan edinemez. Evcil hayvan sahiplenme ve bakım eğitimi ile sertifika verilmesi Bakanlıkça düzenlenecek bir yönetmelikle belirlenir. Bu fıkra hükmü için 5 yıllık geçiş süresi mevcuttur.

GEREKÇE :

Ülkemizde maalesef her isteyen her hangi bir yeterliğe sahip olmadan , ülkedeki “ ilkel barınak” gerçeklerini , terkedilen hayvan sayısını bilmeden geçici bir hevesle çok kolay bir şekilde hayvan sahibi olmaktadır. Ev hayvanları üzerinde yaratılan talep sonucu oluşan ticari ekonomik hacmi ve genellikle geçici bir hevesle “pet shop” lardan alınmakta ya da yurda ekonomik düzeyi düşük yabancı turistler tarafından kaçak olarak sokulan hayvanlardan temin edilerek satın alınmaktadır.

Kısa bir süre sonra bu heveslerini satın alarak tatmin eden insanlar bu defa bu hayvanları hayvan koruma derneklerinin , barınakların ya da rahat barınabilsinler diye ılıman iklimi olan bölgelere rahatlıkla terk edebilmekte arkasından doğabilecek sağlık sorunları ,çevre ve hijyen problemleri , hayvanların trafik kazaları sonucu sakat kalması , barınakların kapasitesinin dolması ve bunlara maddi desteğin zaten az olması nedeniyle gerekli bakımlarının sağlanamaması gerçeği ile karşılaşmamaktadır , durumun gelebileceği vahim boyutu öngörememektedirler.

Bu problemi yaratan bazı hayvan severler bu bilince sahip değildirler. Evcil hayvan sahiplenmenin bir eğitimi ve bu eğitimin gerektiği sorumluluk olmadan kimsenin evcil hayvan sahiplenmemesi gerekmektedir. Verilen eğitim sonucu yeterli görülenlere bu belgenin verilmesi halinde bir derecede bu korkunç ticaretin , kontrolsüz hayvan üretiminin ve kaçak ithalatın önüne geçilebilecek, hayvanların haklarının korunması o derece rahat olacak , hayvanlar üzerinden ticari istismar kısmen de olsa zaman içinde azalacaktır. Bu fıkranın uygulanabilmesi için 5 yıllık geçiş süresi öngörülmüştür.

Öte yandan , barınak adı verilen yerlerde tutulan tüm sahipsiz hayvanlar bu yerlere geldikten sonra kayıt altına alınıp belediye adına kayıtları yapılması ile idari makamların barınaklar içinde yapmış oldukları gizli itlafların sona erdirilmesi , ya da bu hayvanların gelişigüzel bakımsızlıktan ölmesi halinde sorumluluğu olacaktır.

Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar.

Ev ve süs hayvanı satan kişiler, bu hayvanların bakımı ve korunması ile ilgili olarak yerel yönetimler tarafından düzenlenen eğitim programlarına katılarak sertifika almakla yükümlüdürler.

Ev ve süs hayvanı ve kontrollü hayvanları bulundurma ve sahiplenme şartları, hayvan bakımı konularında verilecek eğitim ile ilgili usul ve esaslar ile sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanmak suretiyle, İçişleri Bakanlığı ve ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Ticarî amaç güdülmeden bilhassa ev ve bahçesi içerisinde bakılan ev ve süs hayvanları sahiplerinin borcundan dolayı haczedilemezler.

Ev ve süs hayvanlarının üretimini ve ticaretini yapanlar, hayvanları sahiplenen ve onu üretmek için seçenler annenin ve yavrularının sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla yükümlüdür.

Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez; beslenemeyeceği ve iklimine uyum sağlayamayacağı ortama bırakılamaz. Ancak, yeniden sahiplendirme yapılabilir ya da hayvan bakımevlerine teslim edilebilir.

(Değişik Fıkra) Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez, terk edilmeye zorlanamaz; beslenemeyeceği ve iklimine uyum sağlayamayacağı ortama bırakılamaz. Ancak, yeniden sahiplendirme yapılabilir ya da hayvan bakımevlerine teslim edilebilir. Sahiplendirmeler kayıt altına alınır, kayıtlar en büyük mülki amirliğin denetimi altında tutulur.

GEREKÇE :

5199 sayılı Kanun ile getirilen bu madde hayvan severlerin hakkını savunuyormuş gibi görünse de aslında bakıma muhtaç , terk edilmesi halinde doğal ortamında yaşamayacak hayvanların haklarını belirtmektedir.

Uygulamada maalesef toplu yaşam mekanlarında bireyler arasında çok farklı konularda çıkan ihtilaflar , mahkemelerde bu konuda hiçbir kusuru olmayan hayvanların neden olduğu gerekçesine kadar gelip dayanmaktadır. Örneğin ,ömrünün sonuna gelmiş yaşlı bir ev hayvanının yaşadıkları ortamlardan tahliyesine , dışarı bırakıldıklarında toplu olarak zehirlenmelerine , belediyeler tarafından zorla toplanarak barınak adı verilen işkence merkezlerine götürülmesine neden olmaktadır. Apartman yönetim planlarındaki mutlak yasak , yasadan daha üstün tutulmaktadır.

Halbuki doğal yaşama ortamını zaten insan yüzünden terketmek zorunda kalan , evcilleşmiş ve bir şekilde barınmaya başlamış hayvanların daha sonradan tekrar sokaklara , barınaklara salınması hukuken korunamaz.

5199 sayılı Kanun bunu ilke olarak sağlamıştır. Fakat uygulamada değişik konularda ihtilaflı olan kimselerin sırf hayvan sahibini ızrar etmek için hayvanları mahkeme kararı alarak evden tahliyeye zorladıkları görülmektedir. Aradaki ihtilaf başka bir konudan doğmuş olsa bile , suçlu hayvanlar gösterilmektedir.

Oysa burada hakkı zedelenen , istismara uğrayan belki bakıma muhtaç ya da sakat diyete ihtiyacı olan , böbrek hastalığı olan bir hayvandır. Bunun yıllar sonra tekrar sokağa atılmasını bu kanun himaye etmez. Öte yandan Türkiye 15.7.2003 tarihli EV HAYVANLARININ KORUNMASINA DAİR AVRUPA SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUNU , TBMM de kabul etmiş ve bu kanun Cumhurbaşkanın da onayı ile resmi gazetede yayınlanmıştır.

Diğer deyişle , 1982 Anayasasının 90. maddesine göre uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Türkiye, zaten ev hayvanlarının korunmasını kanun ile kabul etmiştir. Bunun aksine olarak özellikle bakıma muhtaç , doğaya uyum sağlaması beklenemeyecek hayvanların tahliyesi yönünde onları terk etmeye zorlamak kanunlara aykırıdır. Kaldı ki 5199 sayılı Kanun da böyle bir işlem yapan, hayvanlarını terkeden kişilere de ceza yaptırımı getirmiştir. Kanunun kendi içinde ve diğer kanunlar arasında uyum içinde olması hukuk tekniği açısından gerek şarttır.

Hele özel sözleşmeler ile bu kanunun aksine sözleşmeler yapmak ve bunların geçerliğini kanunlardan öncelikli olarak görmek hukuka aykırıdır. Bu nedenle ilgili cümlenin kanuna özellikle eklenmesi bu maddenin lafzından öte ruhunu da belirtmek açısından kanunu uygulayacak olan mercilere kanun gerekçesini okurken de yol gösterecektir.

Öte yandan tüm sahiplendirmeler hem micro-chip yöntemi ile kayıt altına alınması gereklidir. Böylece tüm hayvanlar kontrollü olarak üremesinden , hastalıklarının ve sahiplerinin takip edilmesi açısından büyük kolaylık sağlanacaktır. Uzun vadede sahipsiz hayvan dahi sokaklarda kalmayacaktır. Bunun denetimi en büyük mülki amir denetimi altında olması gerekir.

Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması

MADDE 6. (Değişik Fıkra) Sahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanların, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda bu kanun ve yönetmelikleri çerçevesinde açıklanmış zorunlu durumlar dışında, öldürülmeleri yasaktır.

(Ek Fıkra) Mahiyeti itibarı ile salgın ve öldürücü nitelikte olan bir hastalığa yakalanmış olduğu, illerde üç veteriner hekim raporu, ilçelerde ise belediye veterinerinin ve varsa özel veteriner/veterinerlerin raporları ile tespit edilen hayvanlar, hayvan bakımevlerinde tecrit, gözlem ve tedavi altına alınır. Kuduz/ ya da benzeri salgın hastalık olduğundan şüphelenilen ölü hayvanlar teşhis için otopsiye gönderilir. Temasta bulunduğu düşünülen diğer hayvanlar gözlem altında tutulur. Müşahede sonucunda ölenler usulüne uygun hijyenik şartlarda imha edilir. Tedavi edilenler ve gözlem sonunda sağlıklı olduğu anlaşılanlar masrafları sahiplerine ait olmak üzere aşılanarak iade edilirler. Sahipsiz olanlara aynı işlemler ücretsiz olarak yapılır, sağlıklı olanlar tedavi ve koruma altına alınırlar.

Tedaviye cevap vermeyen, hayati fonksiyonları duran veya dayanılmaz derecede ızdırabı olduğu belgelenen hayvanlar, illerde üç veteriner hekim raporu, ilçelerde ise belediye veterinerinin raporu ile tespit edilen hayvanlar, veteriner hekim tarafından uygun dozda anestezi verilmek suretiyle acısız bir şekilde uyuşturularak iğne ile öldürülür. Her tür nedenle ölen veya öldürülen hayvan için öldürme işlemi bir tutanakla tespit edilerek, ilgili bilgi ve belgelerle birlikte en az beş yıl saklanır.

Bir ilçe kapsamında 3285 sayılı yasa kapsamında belirtilen bir hastalık görüldüğü takdirde derhal o bölgeden sorumlu olan belediye veteriner işleri müdürü ve belediye başkanı hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında gerekli tedbirleri zamanında almadığı ve toplum sağlığını tehdit eden hastalığın yayılmasına neden olduğu için görev ihmali nedeni ile haklarında soruşturma savcılık tarafından re’sen açılır.

GEREKÇE :

3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’na göre belediye, bir bölgede kuduz şüphesi durumunda, o şehir veya kasaba sınırları içerisindeki tüm hayvanları koşulsuz olarak öldürme yetkisine sahiptir. Bu kanun maddesi, çevrede bulunan sahipli-sahipsiz tüm hayvanları kapsaması dolayısıyla büyük tehlike içermektedir Bu kanunda yer alan "herhangi bir şüpheyle belediye sınırları içindeki hayvanların itlafı", tüm belediye sınırlarının artık iç içe olması dolayısıyla uygulamada çok büyük bir alanda bir anda büyük bir itlafa dönüşebilmektedir. Bu madde iptal edilmelidir. Bir canlının sahipsiz veya güçten düşmesi onun ölüm nedeni olamaz, olmamalıdır. Müşahede merkezleri ve barınaklar mutlaka kurulmalı ve bu durumdaki canlılar orada koruma ve bakım altına alınmalıdır.

Ayrıca 3285 sayılı Kanunun özellikle 18, 34 ve 36. maddeleri, hayvanların yaşam hakkını açıkça ihlal etmektedir ve 5199 sayılı Kanunun ruhu ile çelişmektedir. Hem hayvan haklarını tanımak daha sonradan da tek bir cümle ile istisna oluşturarak ve bu istisnayı da çok geniş kapsamlı olarak tutarak onları topluca katletmek yaşam hakkının savunulması ile tezat oluşturmaktadır. Ekli gerekçe maddesi , böyle bir durumda oluşabilecek olasılığı ortadan kaldırmaya yöneliktir.

Kolay yöntem toplu itlaf ya da şüphe halinde sorundan kurtulma yerine bilimsel olarak olayı çözümlemek hayvan başına çözmek ve tesbit etmeye yöneliktir.

3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununda 18. maddesinde hasta veya hastalarla temasta bulunan hayvanlardan öldürülmesi gerekenlerin zabıta görevlileri tarafından öldürülerek imha edilmesi esas alınmıştır. Bu maddede ‘şüpheli’ kavramı açıklanmamıştır ve uygulamada da belirsizlik yaratmakta, toplu itlaf gerçekleştiğinde gerek ülke içinde gerek dışında ülke ve yerel yöneticiler aleyhinde tepkiler oluşmaktadır.

Hayvanların öldürülme kararı tamamen bu konuda eğitimsiz ve sorunu bir an önce çözmek için yok etme yoluna başvuran belediye görevlilerine ya da özel şirket yöneticilerinin inisyatifine bırakılmıştır. Sokak hayvanlarından kurtuluş yolu için 3285 sayılı yasanın ilgili maddelerine yaslanılmaktadır. ‘Hastalık’ kelimesi çok geniş bir anlam içermektedir, ‘tehlikeli ve bulaşıcı hastalık’ şeklinde değiştirilmelidir. ‘Hasta hayvanla temas’ yeterli bir itlaf sebebi olarak algılanmamalı, hastalıkla temasta bulunan hayvanların hasta olup olmadıkları yetkili bir veteriner hekim tarafından belirlenmeli ve belgelenmelidir. Sadece “şüphe” üzerine hayvanlar öldürülemez. Ayrıca ‘Hastalık’ kavramının açıklanması gerekmekte, tedavisi mümkün hastalıkları kapsamak yerine öldürücü ve bulaşıcı hastalıklar diye ayrıca belirtilmelidir. Derhal öldürmek yerine şüpheli hayvanların önce karantina altına alınması öngörülmelidir.

3285 sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanununun 34. maddesinde yine ‘hastalıktan şüpheli’ ve ‘hasta hayvanla temas’ ifadeleri belirsiz bir biçimde kullanılmıştır. Hayvanın öldürülmesine sebep olabilecek hastalıklar arasında ‘uyuz’ gibi tedavisi son derece kolay ve masrafsız olan bir hastalığa da yer verilmemelidir. Bu kabul edilemez ve yine bilimsel hiçbir tabana dayanmayan şüphe üzerine hayvan öldürülemez.

Bulaşıcı hastalıklardan tedavisi mümkün olanlar ayrı tutulmalı ve tedavi yoluna gidilmeli, öldürülüp imha edilmeleri öngörülmemelidir.

3285 sayılı Kanunda “kuduzdan ve -benzeri salgın hastalıktan- şüpheli” kavramı son derece kapalı kullanılmakta, herhangi bir kanıt aranmamaktadır. Bunların yansıra, yerleşim yerlerinin sınırları hiçbir yerde açıkça belirlenmiş değildir. Dolayısıyla bir yerde baş gösteren herhangi bir kuduz şüphesi dahi, kolaylıkla son yaşadığımız kuş gribi salgınında olduğu üzere geniş çapta bir katliama dönüşebilecektir. Ne yazık ki uygulamada buna defalarca şahit olunmuştur.

3285 sayılı Kanunun 36. maddesi, itlaf hakkını kayıtsız şartsız belediyelerin eline veren çok tehlikeli bir maddedir. “Sahipsiz hayvan kuduza ( ve diğer salgın hastalıklara) karşı önlem olarak her koşulda öldürülür” sonucuna varılmaktadır. Bu maddeye göre, en ufak bir kuduz şüphesinde dahi zabıta memurlarının civardaki sahipli-sahipsiz hayvanları öldürme hakkı doğmaktadır. Başıboş olduğuna kanaat getirilen her hayvan, sahipli olup olmadığına bakılmaksızın imha edilebilmektedir. Halbuki 2005 yılında yürürlüğe giren TCK nın 151/2 maddesi sahipli hayvanın öldürülmesi halinde 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası düzenlemektedir. 15.7.2003 tarihli EV HAYVANLARININ KORUNMASINA DAİR AVRUPA SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN da bu uyumsuzluk için başka bir kanun örneğidir. Yine kanunlar arasında koordinasyonsuzluk ve ihtilaf vardır. Bu maddenin de yeni düzenlemelere uyumlandırılması gerekmektedir. Mevcut yürürlükteki kanunlar arasında uyumsuzluk , uygulayıcıyı da tereddüte düşürür. Gerekirse , daha önceden yürürlüğe girmiş 3285 sayılı yasanın bahsedilen maddelerinde bu yasa ile ilgili olarak aynı anda benzer değişiklikler de yapılmalıdır.

Güçten düşmüş hayvanlar ticarî ve gösteri amaçlı veya herhangi bir şekilde binicilik ve taşımacılık amacıyla çalıştırılamaz.

Sahipsiz hayvanların korunması, bakılması ve gözetimi için yürürlükteki mevzuat hükümleri çerçevesinde, yerel yönetimler yetki ve sorumluluklarına ilişkin düzenlemeler ile çevreye olabilecek olumsuz etkilerini gidermeye yönelik tedbirler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı ile eşgüdüm sağlanarak, diğer ilgili kuruluşların da görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanır. Müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır.

Sahipsiz veya güçten düşmüş hayvanların toplatılması ve hayvan bakımevlerinin çalışma usul ve esasları, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Hayvan bakımevleri ve hastanelerin kurulması amacıyla Hazineye ait araziler öncelikle tahsis edilir. Amacı dışında kullanıldığı tespit edilen arazilerin tahsisi iptal edilir.

Hiçbir kazanç ve menfaat sağlamamak kaydıyla sadece insanî ve vicdanî amaçlarla sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu Kanunda öngörülen şartları taşıyan gerçek ve tüzel kişilere; belediyeler, orman idareleri, Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından, mülkiyeti idarelerde kalmak koşuluyla arazi ve buna ait binalar ve demirbaşlar tahsis edilebilir. Tahsis edilen arazilerin üzerinde amaca uygun tesisler ilgili Bakanlığın/İdarenin izni ile yapılır. (Ek Cümle) Bu araziler hiçbir şekilde amacı dışında kullanılamaz.

GEREKÇE :

Daha sonradan tahsis edilen bu arazilerin amacı dışında kullanılmaması gerekmektedir. Hayvan bakımevi olarak özgülenen bu yerlerin öncelikle bu amaç için hizmet etmesi ve hizmetinin bu koşullarla devam etmesi asıldır. Başka amaçlar için görünürde bakımevi – barınak-müşahede merkezi olarak tahsis edilen yerlerin başka amaç için kullanılmamalıdır.

İKİNCİ BÖLÜM

Hayvanlara Müdahaleler

Cerrahi müdahaleler
MADDE 7. - Hayvanlara tıbbî ve cerrahi müdahaleler sadece veteriner hekimler tarafından yapılır.

Kontrolsüz üremenin önlenmesi için, hayvanlara acı vermeden kısırlaştırma müdahaleleri yapılır.

Yasak müdahaleler

MADDE 8. - Bir hayvan neslini yok edecek her türlü müdahale yasaktır.

(Değişik Fıkra) Hayvanların, yaşadıkları sürece, tıbbi amaçlar ve kendi sağlık sorunlarının gerektirdiği tedavi amaçlı durumlar dışında organ veya dokularının tümü ya da bir bölümü, çıkarılıp alınamaz, tahrip edilemez veya ticari amaçlı olarak kullanılamaz.

GEREKÇE :

Bir hayvanın kendi sağlık nedeni tıbbi müdaheleyi gerektiriyorsa bu yasak kapsamına girmemelidir. Yanlış ve eksik bir anlamaya yer vermemek için bu cümlenin eklenmesini uygun görüyoruz.

(Değişik Fıkra) Her türlü hayvanın dış görünüşünü değiştirmeye yönelik veya diğer tedavi edici olmayan kuyruk ve kulak kesilmesi, ses tellerinin alınması ve tırnak ve dişlerinin sökülmesine yönelik cerrahi müdahale yapılması yasaktır. Ancak; fiziksel ve yaş durumunun uygunluğu veteriner hekim tarafından tespit edilen sahipsiz hayvanlara, acı vermeden kısırlaştırma müdahalesi yapılabilir.

Bir hayvana tıbbî amaçlar dışında, onun türüne ve etolojik özelliklerine aykırı hale getirecek şekilde ve dozda hormon ve ilaç vermek, çeşitli maddelerle doping yapmak, hayvanların türlerine has davranış ve fizikî özelliklerini yapay yöntemlerle değiştirmek yasaktır.

GEREKÇE :

Kısırlaştırma özellikle hayvan nüfusunun kontrol altına alınabilmesi ve onların yaşam kalitelerinin daha iyi olabilmesi açısından şarttır. Zaten bu kanun da bunu teşvik etmektedir. Dolayısıyla yasak işlemler kapsamına özellikle kısırlaştırma istisna tutulmalıdır.

Hayvan deneyleri

MADDE 9. - Hayvanlar, bilimsel olmayan teşhis, tedavi ve deneylerde kullanılamazlar.

Hayvanlar, sonucu ölüme varabileceği bilinen ya da sonucu ölüme varmasa bile onlara acı verecek ve yaralanmalarına neden olacak bilimsel olmayan tedavilerde ve deneylerde kullanılamazlar. Hayvanlar üzerinde organlarının eksik olacağı veya türüne göre farklı olacağı ve bu suretle ağrı, acı ve bedensel zararların ortaya çıkmasına sebep olacak deneylerin yapılması yasaktır.

Tıbbî ve bilimsel deneylerin uygulanması ve deneylerin hayvanları koruyacak şekilde yapılması ve deneylerde kullanılacak hayvanların uygun biçimde bakılması ve barındırılması esastır.

Hayvanlara büyük acı, ızdırap, korku veren tıbbî, ticarî ve bilimsel deneylerin yerine alternatif yöntemlerin kullanılması esastır..

Başkaca bir seçenek olmaması halinde, hayvanlar bilimsel çalışmalarda deney hayvanı olarak kullanılabilir.

Bu alternatif yöntemlerin kullanılmadığı durumlarda , hayvan deneyi yapan kurum ve kuruluşlarda bu deneylerin yapılmasına kendi bünyelerinde kurulmuş ve kurulacak etik kurullar yoluyla izin verilir, deneyin amacını bildirmek şartı ile alınacak izin doğrultusunda, hayvanlar deney hayvanı olarak kullanılabilir.Deneye maruz kalan hayvanların , deneyden sonra iyileşme sürecine kadar gerekli tüm bakımları , tedavileri deneyi yapan kurumca eksiksiz olarak sağlanır. Hayvan eski sağlığına kavuşmadan terk edilemez.

Etik kurulların kuruluşu, çalışma usul ve esasları, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının ve ilgili kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Deney hayvanlarının yetiştirilmesi, beslenmesi, barındırılması, bakılması, deney hayvanı besleyen, tedarik eden ve kullanıcı işletmelerin tescil edilmesi, çalışan personelin nitelikleri, tutulacak kayıtlar, ne tür hayvanların yetiştirileceği ve deney hayvanı besleyen, tedarik eden ve kullanıcı işletmelerin uyacağı esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

GEREKÇE :

Hayvanlar üzerinde deneyler ülkemizde de maalesef hiçbir kurulun izni alınmadan gelişi güzel , hatta Devlet kurumlarında bile yapılmaktadır. Oysa dünyada deneylerden önce alternatif farklı yöntemler üzerinde öncelikle durulmakta , eğer sonuca alternatif yöntemlerle ulaşılabiliyorsa deneyden vazgeçilmektedir. Deney yapılması kaçınılmaz ise hayvanın deney sonrası organlarının eksik kaldığı ya da deney sonrası bu suretle ağrı, acı ve bedensel zararların ortaya çıktığı , deneye maruz kalan hayvanların sonradan bakımlarının yapılmadığı gözlemlenmektedir.

Halbuki bilimsel deneye maruz kalan hayvanların bile deney sonrası tedavilerinin büyük bir özenle yapılması gerekmektedir. Amaç , deney sonucu bilimsel bir veri almak ve insanlığın ve tüm canlıların yararına kullanmak olup kesinlikle bu yolla hayvan itlafı yapmak ya da bilimsel araştırma sonucu hayvanları acı ve işkenceye terk etmek olmamalıdır.

Evrensel Hayvan Hakları Beyannamesinin 2. maddesine göre bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. İnsanlar bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Hayvanların Ticareti ve Eğitilmesi

Hayvanların ticareti

MADDE 10. – ( Ek fıkra ) Ev hayvanlarının ve süs hayvanlarının satışının yapılacağı yerler için illerde ve ilçelerde tarım il müdürlüklerinin kesin izni ile yönetmelikle belirleyeceği koşullar gerekmektedir. Bir ilçe sınırları içinde il tarım müdürlüğünün belirleyeceğinden fazla sayıda hayvan satış merkezi olamaz. Bu satış merkezlerini açmak için alınacak izin için için ödenecek ruhsat bedelleri her yıl il tarım müdürlüğünün belirleyeceği havuzda toplanır ve bu para o bölgede bulunan sahipsiz hayvanların kısırlaştırılması için kullanılır. Sanal ortam üzerinden hayvan satışı , pazarlaması , reklamı kesinlikle yasaktır.

GEREKÇE :

Türkiye’de kontrolsüz olarak hayvan satışlarının son yıllarda artması ve insanların geçici heves olarak bu hayvanları önce alıp sonra terk etmesi özellikle kedi ve köpek populasyonunun kontrolsüz olarak artmasına neden olmuştur. Barınak denilen yerlerin çoğu terk edilmiş veya bunlardan dolayı üremiş cins hayvanlar ile doludur. Bataklık kaynağında kurutulmadığı sürece ne barınak denilen ölüm kampları sona erecektir , ne de kısırlaştırma ile dahi bu sorun engellenemeyecektir. O nedenle ruhsat almak çok sıkı şartlara ve yüksek ruhsat bedellerine bağlanmalı bir ilçe sınırı içinde gereğinden fazla pet shop açılmamalı buradan gelecek paralar yine hayvan refahı için kullanılmalıdır. Internet üzerinden yaygılaşan hayvan satışları kesinlikle yasaklanmalı dolayısıyla kaçak olarak bu eylemi yapanların , bu işten kazanç sağlayanların önü de bu sınırlı denetimlerle kesilmelidir. Sokaklarında bu kadar hayvan olan bir ülkenin üretim çiftliklerinin , petshopların ve internet üzerinden hayvan pazarlanmalarının önü kesinlikle sonlandırılmalıdır.

Satılırken; hayvanların sağlıklarının iyi, barındırıldıkları yerin temiz ve sağlık şartlarına uygun olması zorunludur.

Çiftlik hayvanlarının bakımı, beslenmesi, nakliyesi ve kesimi esnasında hayvanların refahı ve güvenliğinin sağlanması hususundaki düzenlemeler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yabani hayvanların ticaretine ilişkin düzenlemeler Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

(Değişik Fıkra) Ev ve sus hayvanlarının ticaretini yapanlar, annenin ve yavruların sağlığını tehlikeye atmamak için gerekli anatomik, fizyolojik, psikolojik ve davranış karakteristikleri ile ilgili önlemleri almakla ve onlara temel barınma ihtiyaçlarını ve koşullarını sağlayacak asgari alanları tahsis etmekle yükümlüdür. Hayvan satış yerlerinin standartları ve kuralları, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

GEREKÇE :

Hayvanların sadece anatomik ve fizyolojik davranışları değil aynı zamanda psikolojik davranışları da alınacak önlemler arasında olmalıdır. Bilimsel metotlar arasında hayvan psikolojisi de artık yer edinmiştir. Üniversitelerde bu konu ile ilgili araştırmalar yapılmakta, bilimsel çalışmalar düzenlenmektedir.

Öte yandan ev ve süs hayvanı satış yerlerinde (pet shop adı verilen yerlerde ) sergilenen hayvanlar için de asgari barınma koşulları sıkı denetimlere tabi tutulmalı , ruhsatsız olarak herkesin bu ticaretle uğraşmaması gerekmektedir. İl Tarım Müdürlükleri tarafından bu denetimler sıkı bir şekilde takibi yapılmaz ise evcil hayvan satışı ve daha sonradan bunların sokaklara terki ve barınakların içinden çıkılmaz sorunlarla başa kalmasına neden olacaktır. Bu kanun maddesine aykırı hareket ciddi yaptırımlara bağlanmalı ,ruhsat iptaline kadar gidebilecek cezai işleme tabi tutulmalıdır. Bununla ilgili düzenleme cezai yaptırımlar kısmındadır.

Hayvanların ticarî amaçla film çekimi ve reklam için kullanılması ile ilgili hususlar izne tâbidir. Bu izne ait usul ve esaslar ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Bir hayvan; acı, ıstırap ya da zarar görecek şekilde, film çekimi, gösteri, reklam ve benzeri işler için kullanılamaz.

Deney hayvanlarının ithalat ve ihracatı izne tâbidir. Bu izin, Bakanlığın görüşü alınarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verilir.

Hasta, sakat ve yaşlı durumda bulunan veya iyileşemeyecek derecede ağrısı veya acısı olan bir hayvanı usulüne uygun kesmek ya da ağrısız öldürme amacından başka bir amaçla birine devretmek, satmak veya almak yasaktır.

Eğitim

MADDE 11. - Hayvanlar, doğal kapasitesini veya gücünü aşacak şekilde veya yaralanmasına, gereksiz acı çekmesine, kötü alışkanlıklara özendirilmesine neden olacak yöntemlerle eğitileme

Hayvanları başka bir canlı hayvanla dövüştürmek yasaktır. Folklorik amaca yönelik, şiddet içermeyen geleneksel gösteriler, Bakanlığın uygun görüşü alınarak il hayvanları koruma kurullarından izin alınmak suretiyle düzenlenebilir.

(Ek Fıkra)
Hayvanları kumar, eğlence, gösteri amaçla kullanmak ya da kullandırmak, bu yollarla onlar üzerinden ekonomik çıkar sağlamak veya üçüncü şahısları bu nedenle teşvik etmek ya da azmettirmek yasaktır.

GEREKÇE :

Hiçbir hayvan, doğal kapasitesini veya gücünü aşacak şekilde veya hayvanın yaralanmasına, gereksiz acı çekmesine veya bunalıma girmesine neden olacak yöntemlerle eğitilemez. Hele ki bir hayvan gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlanamaması hayvan haklarına saygının bir gereğidir. Bir hayvanı, başka bir canlı hayvan üzerinde şiddet için alıştırıp eğitmek ya da üzerinde şiddet denemenin yasak olması gerekir . Hayvanlar eğitim ya da başka nedenler altında kumar amacı için ekonomik çıkarlara alet olmamalıdır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Hayvanların Kesimi, Öldürülmesi ve Yasaklar
Hayvanların kesimi

MADDE 12. - Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel koşullar dikkate alınarak hayvanı korkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularak ve usulüne uygun olarak bir anda yapılır. Hayvanların kesiminin ehliyetli kişilerce yapılması sağlanır.

Dini amaçla kurban kesmek isteyenlerin kurbanlarını dini hükümlere, sağlık şartlarına, çevre temizliğine uygun olarak, hayvana en az acı verecek şekilde bir anda kesimi, kesim yerleri, ehliyetli kesim yapacak kişiler ve ilgili diğer hususlar Bakanlık, kurum ve kuruluşların görüşü alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığının bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

(Ek Fıkra)

Dini amaç ve et hayvani olarak tüketim amacı dışında bir amaçla hayvan kesmek ve kesim hayvanı statüsü dışındaki herhangi bir hayvanı kurban etmek veya kesmek yasaktır.

GEREKÇE :

Hangi amaçla olursa olsun gösteri veya yandaşlarını etkileme ya da kendi üzerine övgü toplama amaçlı hayvan kesilmesi hayvan hakları ile bağdaştırılamaz.

Hayvanların öldürülmesi

MADDE 13. - Kanunî istisnalar ile tıbbî ve bilimsel gerekçeler ve gıda amaçlı olmayan, insan ve çevre sağlığına yönelen önlenemez tehditler bulunan acil durumlar dışında yavrulama, gebelik ve süt anneliği dönemlerinde hayvanlar öldürülemez.

Öldürme işleminden sorumlu kişi ve kuruluşlar, hayvanın kesin olarak öldüğünden emin olunduktan sonra, hayvanın ölüsünü usulüne uygun olarak bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlüdürler. Öldürme esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

(Ek fıkralar)

Öldürme işleminde, kurbanlık hayvanlar da dahil olmak üzere, en az acı veren ve geçerliliği ispatlanmış insancıl yöntemlerin kullanılması esastır.

Kesim hayvani olarak beslenen kuzu, oğlak, buzağı ve benzeri süt emen yavruları, yavrulama döneminde, gebe veya emziren, dişi hayvanları kesmek ya da öldürmek yasaktır. Deve, at, eşek, katır gibi hayvanları kesim hayvani olarak öldürmek yasaktır. Etinden faydalanılan hayvanların haricinde; sırf yan ürünleri için hayvan öldürmek yasaktır.

GEREKÇE :

Zorunlu öldürme hallerinde dahi, uyuşturma başta olmak üzere en az acı veren yöntemlerin kullanılması esastır. Kaldı ki son yıllarda üniversitelerimizde bilimsel olarak çalışmalar yapılmakta , özellikle Kurban Bayramı zamanında kesimler en az acı veren yöntem ile yapılmaktadır.

Hayvanın acı çekmeden öldürülmesi için; ya bilincin derhal kaybına ve ölüme neden olacak veya derin bir genel anestezi uygulaması ile başlayıp, kesin ve net bir ölüme neden olacak şekilde sonuçlandırılacak bir yöntem seçilmesi esas alınmalıdır.

Bu kanunun temeli hayvanlara yaşam hakkı vermek olduğuna göre, bir hayvanın canının alınması gibi hassas olan bir hususun, insan ve kamuoyu vicdanına en uyan şekilde olması, ince detayların düşünülerek, en acısız şekilde gerçekleşmesini sağlamak gerekir. İnsan gıdası olarak faydalanılacak hayvanlar da korunmalıdır. Dişi hayvanlar erkeklere göre doğum olayından ötürü , yaşamları boyunca daha fazla acı çektikleri için, yaşam sürelerinin de uzun olması hakkına sahip olmalıdırlar. Bu sebeple, üreme yetenekleri doğal yollarla sona erinceye kadar kesilmemelidirler. Kuzu, oğlak, buzağı ve benzeri, yavrulu veya gebe/dişi hayvanın yansıra, ülkemizde sayısı çok azalmış bulunan deve kesimi de kesinlikle yasaklanmalıdır. Onların da uygun koşullarda bakılmalarını sağlayan, acemilerin ve çocuk yaştakilerin ellerine bıçak alarak hayvan kurban etmesini engelleyen maddeler eklenmelidir. Şu halde ‘Bütün hayvanlar eşit doğarlar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir’ hakkını kabul etmek , temel dayanak olarak almak yeterlidir ; istisna belirtmeye gerek yoktur.

Özetle kurban bayramı zamanında, törenlerde , adak kesimlerinde hayvana saygı duyulabilecek ve ona en az acı veren yöntem ile yapılmalıdır.

Öte yandan , gerek 3872 sayılı Çevre Kanunu gerekse sağlık ve hijyen koşulları nedeniyle öldürme işleminden sorumlu kişi, hayvanın kesin olarak öldüğünden emin olmadan hayvanın ölüsünü ortadan kaldıramaz.

Yasaklar
MADDE 14
. - Hayvanlarla ilgili yasaklar şunlardır:

a) (Değişik Fıkra) Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, zehirlemek, bilimsel koşulları oluşmadan muhtelif silahlarla veya sair usullerle itlaf etmek , bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmek.

b) Hayvanları, gücünü aştığı açıkça görülen fiillere zorlamak.

c) Hayvan bakımı eğitimi almamış kişilerce ev ve süs hayvanı satmak.

d) Ev ve süs hayvanlarını onaltı yaşından küçüklere satmak.

e) Hayvanların kesin olarak öldüğü anlaşılmadan, vücutlarına müdahalelerde bulunmak.

f) Kesim hayvanları ve 4915 sayılı Kanun çerçevesinde avlanmasına ve özel üretim çiftliklerinde kesim hayvanı olarak üretimine izin verilen av hayvanları ile ticarete konu yabani hayvanlar dışındaki hayvanları, et ihtiyacı amacıyla kesip ya da öldürüp pikanunya sürmek.

g) Kesim için yetiştirilmiş hayvanlar dışındaki hayvanları ödül, ikramiye ya da prim olarak dağıtmak.

h) Tıbbî gerekçeler hariç hayvanlara ya da onların ana karnındaki yavrularına veya havyar üretimi hariç yumurtalarına zarar verebilecek sunî müdahaleler yapmak, yabancı maddeler vermek.

ı) Hayvanları hasta, gebelik süresinin 2/3’ünü tamamlamış gebe ve yeni ana iken çalıştırmak, uygun olmayan koşullarda barındırmak.

j) Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak, işkence yapmak.

k) Sağlık nedenleri ile gerekli olmadıkça bir hayvana zor kullanarak yem yedirmek, acı, ıstırap ya da zarar veren yiyecekler ile alkollü içki, sigara, uyuşturucu ve bunun gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekler vermek.

l) Pitbull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirilmesini, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek.

GEREKÇE :

Kanunda belirtilecek yöntemler dışında hangi amaçla olursa olsun hayvan öldürmenin suç olduğu hem 5199 sayılı Kanunla hem de TCK ile kabul edilmiştir. 5199 sayılı Kanun ile 3285 sayılı Kanunun ilgili hayvan itlaf etmek hükmü de kaldırılacaktır. Dolayısıyla zabıtanın ya da belediye veteriner işleri müdürünün en fazla kullandığı özellikle sokak hayvanlarını “itlaf ve zehirlemek” yöntemleri de yukarıda sayılan maddelere yasak olarak eklenmelidir. Çünkü uygulamada en fazla karşılaşılan yöntem örf ve adetlerimizde hiç yeri olmayan hayvanlara can çekiştirerek , toplu olarak ve üstelik kamuoyunun antipatisini çekerek yapılan toplu kıyım şeklinde olan öldürmelerdir.

Ayrıca yasak olan hayvan öldürme metotlarına birçok yöntem daha eklemek mümkündür. Burada yazmadığına göre döverek, zehirleyerek, vurarak, kumar oynatıp hayvanları birbirine öldürerek hatta keskin bir cisim kullanarak, kafeslerde aç bırakarak, dondurarak öldürmek serbest statüsünde olacaktır ve bu son derece sakıncalıdır.

Burada önemli olan kanunun lafzından çok ruhunun temas ettiği husustur. Ne şekilde olursa olsun hayvanları bu ve sayılan benzeri yöntemlerle hayvanları öldürmek, asıl amacı hayvan hakları olan bu kanunun kapsamı ve hayvan haklarının varlığı ile bağdaşmaz.

ÜÇÜNCÜ KISIM

Hayvan Koruma Yönetimi

BİRİNCİ BÖLÜM

Mahallî Hayvan Haklarını Koruma Kurulları Teşkilât, Görev ve Sorumluluklar

GEREKÇE :

“ HAKLARINI” kelimesi giriş bölümünde arzettiğimiz ve gerekçelendirmemiz nedeniyle ve kanun içinde terminolji açısından tutarlı olmak açısından bu maddeye de eklenmelidir.

İl hayvan haklarını koruma kurulu

MADDE 15. - Her ilde il hayvan haklarını koruma kurulu, valinin başkanlığında, sadece hayvanların korunması ve mevcut sorunlar ile çözümlerine yönelik olmak üzere toplanır.

Bu toplantılara;

a) Büyükşehir belediyesi olan illerde büyükşehir belediye başkanları, büyükşehire bağlı ilçe belediye başkanları, büyükşehir olmayan illerde belediye başkanları,

b) İl çevre ve orman müdürü,

c) İl tarım müdürü,

d) İl sağlık müdürü,

e) İl millî eğitim müdürü,

f) İl müftüsü,

g) Belediyelerin veteriner işleri müdürü,

h) Veteriner fakülteleri olan yerlerde fakülte temsilcisi,

ı) Münhasıran hayvanları haklarını koruma ile ilgili faaliyet gösteren gönüllü kuruluşlardan valilik takdiri ile seçilecek en çok iki temsilci,

j) İl veya bölge veteriner hekimler odasından bir temsilci,

k) Eğer o ilde varsa baroların hayvan hakları komisyonu üyelerinden en az bir hukukçu ya da baronun görevlendireceği avukat

GEREKÇE :

Bu toplantılarda olması gereken ve komisyonlardaki kişileri hayvan hakları konusunda bilgilendirecek ve kendisine danışılacak bir avukatın da muahkkak bu toplantılarda olması alınacak ve uygulanacak kararların hukukiliği bakımından önem taşımaktadır. Son zamanlarda barolarda hayvan hakları ile ilgili komisyonlar kurulmaktadır.

Katılır.

Kurul başkanı gerekli gördüğü durumlarda konuyla ilgili olarak diğer kurum ve kuruluşlardan yetkili isteyebilir.

İl hayvan haklarını koruma kurulu sekretaryasını, il çevre ve orman müdürlüğü yürütür. Kurul, çalışmalarının sonucunu, önemli politika, strateji, uygulama, inceleme ve görüşleri Bakanlığa bildirir. İllerde temsilciliği bulunmayan kuruluş var ise il hayvan haklarını koruma kurulları diğer üyelerden oluşur. Kurul, kurul başkanı tarafından toplantıya çağrılır.

İl hayvan haklarını koruma kurulunun çalışma esas ve usulleri Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

GEREKÇE :

“ HAKLARINI” kelimesi giriş bölümünde arzettiğimiz ve gerekçelendirmemiz nedeniyle ve kanun içinde terminoloji açısından tutarlı olmak açısından bu maddeye de eklenmelidir.

İl hayvan ve haklarını koruma kurulunun görevleri

MADDE 16. – Hayvan haklarını koruma kurulu münhasıran hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerini karara bağlamak üzere; av ve yaban hayvanlarının ve yaşama alanlarının korunması ve avcılığın düzenlenmesi hususlarında alınmış olan Merkez Av Komisyonu kararlarını göz önünde bulundurarak;

a) Hayvanların haklarının korunması ve kullanılmasında onların kanunl temsilciliği niteliği ile bu Kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek,

b) İl sınırları içinde hayvanların haklarının korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren yıllık, beş yıllık ve on yıllık plân ve projeler yapmak, yıllık hedef raporları hazırlayıp Bakanlığın uygun görüşüne sunmak, Bakanlığın olumlu görüşünü alarak hayvanların haklarının korunması amacıyla her türlü önlemi almak,

c) Hazırlanan uygulama programlarının uygulanmasını sağlamak ve sonuçtan Bakanlığa bilgi vermek,

d) Hayvanların haklarının korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak,

e) İlde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek ve gerekli önlemleri almak,

f) Yerel hayvan haklarını koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek,

g) Hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek,

j) Bu Kanuna göre çıkarılacak mevzuatla verilecek görevleri yapmak,

İle görevli ve yükümlüdür.

GEREKÇE :

“HAKLARINI / HAKLARININ” kelimesi giriş bölümünde arzettiğimiz ve gerekçelendirmemiz nedeniyle ve kanun içinde terminoloji açısından tutarlı olmak açısından bu maddeye de eklenmelidir.

İKİNCİ BÖLÜM

Denetim ve Hayvan Haklarını Koruma Gönüllüleri

GEREKÇE :

“ HAKLARINI” kelimesi giriş bölümünde arz ettiğimiz ve gerekçelendirmemiz nedeniyle ve kanun içinde terminoloji açısından tutarlı olmak açısından bu maddeye de eklenmelidir.

Denetim

MADDE 17. - Bu Kanun hükümlerine uyulup uyulmadığını denetleme yetkisi Bakanlığa aittir. Gerektiğinde bu yetki Bakanlıkça mahallin en büyük mülkî amirine yetki devri suretiyle devredilebilir.

Denetim elemanlarının nitelikleri ve denetime ilişkin usul ve esaslar ile kayıt ve izleme sistemi kurma, bildirim yükümlülüğü ile bunları verecekler hakkındaki usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yerel yönetimler, ev ve süs hayvanları ile sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemleri yapmakla yükümlüdürler.

Yerel hayvan haklarını koruma görevlilerinin sorumlulukları


MADDE 18. - Özellikle kedi ve köpekler gibi sahipsiz hayvanların kendi mekânlarında, bulundukları bölge ve mahallerde yaşamaları sorumluluğunu üstlenen gönüllü kişilere yerel hayvan haklarını koruma görevlisi adı verilir. Bu görevliler, hayvan haklarını koruma dernek ve vakıflarına üye ya da bu konuda faydalı hizmetler yapmış kişiler arasından il hayvan haklarını koruma kurulu tarafından her yıl için seçilir. Yerel hayvan haklarını koruma görevlileri görev anında belgelerini taşımak zorundadır ve bu belgelerin her yıl yenilenmesi gerekir. Olumsuz faaliyetleri tespit edilen kişilerin belgeleri iptal edilir. Yerel hayvan haklarını koruma görevlilerinin görev ve sorumluluklarına, bu kişilere verilecek belgelere, bu belgelerin iptaline ve verilecek eğitime ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Yerel hayvan haklarını koruma gönüllüleri, şüphelilere, hayvan haklarının ihlaline mani olmak üzere uyarılarda bulunabilir, hayvanlara karşı suç işleyenler hakkında delil teşkil edecek araç plaka numaralarını alarak, olay mahallinde bırakılan diğer delil teşkil edecek şeyleri tespit ederek veya alıkoyarak yakalanmalarını sağlamak üzere kolluk kuvvetlerine ve kanunla yetkili kılınan diğer makamlara bildirirler. Kanunun ve ilgili mevzuatın hükümlerine muhalefet edildiği tespit edildiğinde ve suç delillerinin olay mahallinden kaybolabileceği durumlarda, düzenledikleri tutanağı en kısa zamanda müdürlüklere veya bağlı birimlerine, genel kolluk kuvvetlerine veya kanunla yetkili kılınan diğer görevlilere teslim ederek veya haber vererek bu kanuna göre suç işleyenler hakkında işlem yapılmasını sağlarlar,

Yerel hayvan haklarını koruma görevlileri; bölge ve mahallerindeki, öncelikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, aşılı hayvanların markalanması ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, saldırgan olanların eğitilmesi ve sahiplendirilmelerinin yapılması için yerel yönetimler tarafından kurulan hayvan bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetleri yerel yönetimler ile eşgüdümlü olarak yaparlar.

Yerel hayvan Haklarını koruma görevlilerinin sorumluluklarını düzenleyen , bunların Seçimi, Eğitimi, Görev ve Yetkileri ile Çalışma Esas ve Usullerine Dair Yönetmelik Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca yayınlanacaktır.

GEREKÇE :

“HAKLARINI” kelimesi giriş bölümünde arzettiğimiz ve gerekçelendirmemiz nedeniyle ve kanun içinde terminoloji açısından tutarlı olmak açısından bu maddeye de eklenmelidir.

Ayrıca halen yürürlükte bulunan ve Resmi Gazete ‘de 03 Temmuz 2004 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren Çevre Bakanlığınca çıkarılan “Fahri Av Müfettişlerinin Seçimi, Eğitimi, Görev ve Yetkileri ile Çalışma Esas ve Usullerine Dair Yönetmelik” ile İçişleri Bakanlığı tarafından 09 Ekim 2005 Tarihli Resmi Gazete de yayınlanan “İl Özel İdaresi ve Belediye Hizmetlerine Gönüllü Katılım Yönetmeliği” bu kanuna dair çıkarılacak yönetmelikle hem uyum içinde olmalıdır hem de bu yönetmeliklerin çıkmasında tutarlılık olması açısından aynı etki derecesinde olmalıdır.

Çünkü adı geçen yönetmelikler de gerek kaçak avcılığa karşı mücadele için Bakanlık gönüllü müfettişleri devreye sokmuş ve bunların yetkilerinin Çevre Bakanlığınca verileceğini , sivil vatandaşların da Devletin eksik kaldığı bu görevde yardımcı olabileceğini gerekse gönüllü kişilerin yerel idarelerle eşgüdüm içinde çalışabileceğini bildirmiştir.

Aynı şekilde hayvanların haklarını savunan sivil toplum örgütünde çalışan bir çok kişiye de bu yetkinin verilmesi bu kanunun uygulanmasında ortaya çıkabilecek bir çok boşluğun gönüllülerce doldurulmasında icra makamlarına yardımcı olacaktır. Çünkü tek başına kamu otoritelerinin bu kanun kapsamında suç işleyen faili yakalamaları mümkün değildir. Bu konuda bahsi geçen yönetmelikler , kanun koyucuya yol göstermekte , 5199 sayılı kanunun 18. maddesine göre çıkarılacak yönetmelik gönüllülere de suçun failini tesbit ve hatta faile tıpkı Fahri Av Müfettişlerinin Seçimi, Eğitimi, Görev ve Yetkileri ile Çalışma Esas ve Usullerine Dair Yönetmelik de olduğu gibi faili savcılığa ya da ilgili birimlere bildirme konusunda tam yetkili olmalıdır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Hayvanların ve Haklarının Korunmasının Desteklenmesi

GEREKÇE :

“ HAKLARININ” kelimesi giriş bölümünde arzettiğimiz ve gerekçelendirmemiz nedeniyle ve kanun içinde terminoloji açısından tutarlı olmak açısından bu maddeye de eklenmelidir.

Mali destek

MADDE 19. - Ev ve süs hayvanlarının korunması amacıyla bakımevleri ve hastaneler kurmak; buralarda bakım, rehabilitasyon, aşılama ve kısırlaştırma gibi faaliyetleri yürütmek için, başta yerel yönetimler olmak üzere diğer ilgili kurum ve kuruluşlara Bakanlıkça uygun görülen miktarlarda mali destek sağlanır. Bu amaçla Bakanlık bütçesine gerekli ödenek konulur. Bu ödeneğin kullanımına ilişkin esas ve usuller, Maliye Bakanlığının olumlu görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

(Ek Fıkra)

Diğer mali destek kaynakları şunlardır:

a) Bu Kanuna göre verilecek idari para cezaları,

b) Bu Kanuna göre verilecek izin, belge ve ruhsatlardan Bakanlıkça belirlenecek miktarda alınacak ücretler,

c) Türkiye Jokey Kulübü’nün at yarışlarından elde ettiği yıllık gelirinden %2 oranında pay,

d) At yarışlarında oynanan biletlerden %2 den az olmamak kaydıyla alınacak pay,

e) İthalat ve ihracatına izin verilen ev ve süs hayvanları ile bunlara ilişkin her türlü malzemenin ithalat/ihracat bedellerinden alınacak %2 oranında pay.

f) Hayvan satışı için izin alan merkezlerden alınacak ve her yıl yenilenecek ruhsat bedelleri

g) RTÜK kapsamında özel radyo ve televizyonlara verilecek idari para cezaları

GEREKÇE :

5199 sayılı Kanunun mevcut halinde önemli bir gelir kaynağı olarak yer alan hayvanlar üzerinden para kazananlardan tahsil edilecek paylar kaldırılmış ve tüm mali yük Çevre Bakanlığı’nın zaten kısıtlı olan bütçesine yıkılmıştır. Bu değişikliğin neden yapılmış olduğu açıktır. Bu değişiklik bugüne kadarki uygulamanın aksine ve artık hayvanlar üzerinden elde edilen gelirden yine hayvanlar için pay almayı düzenlemiştir.

Bu gelirler; hayvanları koruma ve bakımını üstlenenlerin, standartlarını belirleyerek, kurmak zorunda olduğu bakım evlerinde, müşahede merkezlerinde kullanılmak üzere barındırılan hayvan sayısı kriter alınarak geri dönüşümsüz, destek amaçlı dağıtılmalıdır. Veterinerlere tahsisat ayrılmalı altyapı çalışmaları tamamlanmalıdır. Maddi kaynak olmadığı sürece bakanlıkların ya da yerel yönetimlrin tek başına bu işle başa çıkmaları mümkün değildir.

Derneklerin ve vakıfların sahip oldukları bakım evlerinin, yine barındırılan hayvan sayısı baz alınarak, çalışanlarının giderlerini, araçlarının yakıtını, temel büro ihtiyaçlarını nakdi ve ayni (gıda, ilaç, tıbbi malzeme, araç gereç) yardımlarla karşılayacak şekilde, geri dönüşümsüz olarak desteklenmelidir.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Diğer Hükümler

Eğitici yayınlar

MADDE 20. - Hayvanların korunması ve refahı amacıyla; yaygın ve örgün eğitime yönelik programların yapılması, radyo ve televizyon programlarında bu konuya yer verilmesi esastır. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile özel televizyon kanallarına ait televizyon programlarında ayda en az iki dört saat, özel radyo kanallarının programlarında ise ayda en az yarım iki saat eğitici yayınların yapılması zorunludur. Bu yayınların % 20'sinin izlenme ve dinlenme oranı en yüksek saatlerde yapılması esastır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu görev alanına giren hususlarda bu maddenin takibi ile yükümlüdür.

GEREKÇE :

Eğitici yayın saatleri yetersiz olup, artırılmıştır.Bu yasanın temel olarak işleyebilmesi için özelliklere çocuklara ve yetişkinlere eğitim programlarının verilmesi ile mümkündür. Uygulamada yaptırımların az olması nedeniyle çoğu televizyon veya radyo kanalı böyle bir yayını yapmamakta ya da yaptıkları yayın saatleri izlenme oranının en düşük olduğu zamanlardır. Oysa her gün 30 saniye kadar izlenme oranı en yüksek saatte verilecek küçük yayınlar , hayvan sevgisinin aşılanmasında tüm topluma doğru mesajlar verecektir.

Trafik kazaları

MADDE 21. - Bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır.

Aksine durumda sürücünün ehliyetine bir yıl süre ile el koyulur ve trafik ceza kayıtlarına islenir.

GEREKÇE :

Trafik kazasına uğrayan sokak ya da sahipli hayvanlarına çarpanların bu hükmün gereğini yerine getirmeleri için muhakkak yaptırımının da idari para cezası ile birlikte yine trafik suçu ile bağlantılı olması gerekir.

Gerekli tedaviyi yaptırmayanların trafik siciline durumun belgelenmesi gerekir. Bu kanunun cezalar bölümünde de durum açıklanmıştır. Sadece para cezası mali durumu iyi olan kişiler için bir yaptırım oluşturmayacaktır. Tedaviden kaçan kişinin ehliyetine bir yıl süre ile el konulması kanunun işlerliğini sağlayacak, kazaya uğramış hayvanın can çekişerek ölmesine ya da ömrü boyunca bir bakım evinde yaşamasına neden olmayacaktır.

Hayvanat bahçeleri

MADDE 22. - İşletme sahipleri ve belediyeler hayvanat bahçelerini, doğal yaşama ortamına en uygun şekilde tanzim etmekle ve ettirmekle yükümlüdürler. Hayvanat bahçelerinin kuruluşu ile çalışma usul ve esasları Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

(Ek fıkra ) Hiçbir şekilde yeni hayvanat bahçesinin kurulmasına müsaade edilemez. Mevcut hayvanat bahçeleri ile ilgili durum Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenecekitr.

GEREKÇE :

Yasak ve izinler

Gerçekçi ve objektif olarak kabul etmek gerekirse , Türkiye’deki mevcut Hayvanat Bahçesi, gerek yer olarak ve gerekse bakım olarak insani ve ahlaki olmayan koşullarda ve vicdanları zorlayan bir hapishane halindedir. Bu yerler Hayvanat Bahçesi olmaktan ziyade, doğada yaşaması gereken hayvanların, demir parmaklıklar arkasında beton ODACIKLARA hapsedildikleri adeta YAŞAMAYA MAHKUM EDİLDİKLERİ BİR HAPISHANE haline dönüşmüştür. Bu haliyle hiç kimseye hele çocuklara ne eğitim verilebilir , ne doğa sevgisi aşılanabilir ne de orada çalışan idari görevlilere karşı sempati beslenebilir. Her gelen bilinçli çocuk buradan ağlayarak ve üzülerek çıkmaktadır. Hayvanat bahçesi işletmek maliyetli olduğu kadar sorumluluk isteyen külfet isteyen bir iştir.

Bu işkence merkezi haline gelmiş yıllardır devam edegelen bu uygulamanın bir an önce sona erdirilmesi şu an için daha faydalıdır. Çünkü hiçbir yerel yönetim buraları finanse etmek için yeterli kaynak ayırmamaktadır. Tüm dünyada bile hayvanat bahçeleri büyük sponsorlara rağmen hep zarar eden yerlerdir. O nedenle zaten her ilde de muhakkak hayvanat bahçesi kurulmasına gerek olmadığını düşünüyoruz.Hayvanat Bahçeleri ile ilgili yapılması gerekenler idarece yerine getirilmemekte , Hayvanların etolojik özelliklerine aykırı ortamlar idare eliyle yaratılmakta , yasalar kağıt üzerinde kalmakta , zaman geçtikçe oradaki canlar daha çok zarar görmektedir.

Hayvan sevgisi aşılanacak diye , doğada özgürce yaşayan bu hayvanları demir parmaklıklar ya da doğal ortamlarına aykırı alanlar arkasındaki bölgelerde hapsetme HAKKIMIZ olmaması gerekir. Bu bahçeleri ziyaret edenler ayrıldıklarında hayvan sevgisinden daha çok bir acıma ve insanoğlunun hayvana karşı yapmış olduğu zulümü düşünerek ayrılmaktadır. Türkiye ‘nin yaşamış olduğu ekonomik gerçekler de göz önünde bulundurulduğunda , buralara uzun vadede dahi kaynak aktarılmasının zor olduğu gerçeği de vardır.

İşkence merkezine dönüşmüş yerlerin tamamen kapatılarak bir botanik parkı olarak çalışmasının doğa sevgisinin aşılanması açısından daha uygun olacağını düşünüyoruz.

MADDE 23. – (Değişik Madde) Bu Kanun kapsamında olan ev ve süs hayvanlarının ticaretinin yapılması, ithalatı ve ihracatı ile her ne şekilde olursa olsun, ülkeden çıkarılması ve sokulması ile ilgili her türlü kısıtlama, yasaklama, izin ve işlemlerinde Bakanlığın görüşü alınmak kaydıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yetkilidir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili birimlerince, yıl içinde yapılan ithalat ve ihracat ile ilgili bilgiler Bakanlığa bildirilir.

GEREKÇE :

Bakanlık gerek gördüğünde her türlü yasaklama ve kısıtlamayı , özellikle ithalatın kontrolsüz olması nedeniyle alabilmelidir. Nitekim bu kanunun Geçici 3. maddesinde de ithalatın bu kanunun çıkmasından itibaren yasaklanması öngörülmüştür. 3285 sayılı yasanın ilgili maddeleri de bu izinden ve yasaklamalardan bahsetmektedir. Kanun maddeleri arasındaki tutarlılığı sağlamak açısından buraya da bu cümle eklenmiştir.

Koruma altına alma

MADDE 24. - Bu Kanunun hayvanları ve haklarını korumaya yönelik hükümlerine aykırı hareket eden ve bu suretle bulundurduğu hayvanların bakımını ciddi şekilde ihmal eden ya da onlara ağrı, acı veya zarar veren kişilerin denetimle yetkili merci tarafından hayvan bulundurması yasaklanır ve hayvanlarına el konulur. Söz konusu hayvan yeniden sahiplendirilir ya da koruma altına alınır.

GEREKÇE :

“ HAKLARINI” kelimesi giriş bölümünde arzettiğimiz ve gerekçelendirmemiz nedeniyle ve kanun içinde terminoloji açısından tutarlı olmak açısından bu maddeye de eklenmelidir.

DÖRDÜNCÜ KISIM

Cezai Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

İdari Para Cezası Verme Yetkisi, Cezalar, Ödeme Süresi, Tahsil ve İtiraz

İdarî para cezası verme yetkisi

MADDE 25. - Bu Kanunda öngörülen idarî para cezaları bu Kanunun 17 nci maddesinde belirtilen denetime yetkili merci tarafından verilir.

İdari para cezalarına itiraz

MADDE 26. - İdarî para cezalarına karşı cezanın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde idare mahkemesine dava açılabilir. Davanın açılmış olması idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. Bu konuda idare mahkemelerinin verdiği kararlar kesindir.

İdarî para cezalarının ödenme süresi ve tahsili

MADDE 27. - İdarî para cezalarının ödenme süresi cezanın tebliği tarihinden itibaren otuz gündür.

Ceza vermeye yetkili merciler tarafından, Bakanlıkça bastırılan ve dağıtılan makbuz karşılığında verilen para cezaları, ilgilileri tarafından mahallin en büyük mal memurluğuna yatırılır. Yatırılan paranın % 80'i ilgili belediyeye takip eden ay içinde aktarılır. Bu para, tahsisi mahiyette olup amacı dışında kullanılamaz. Bu Kanuna göre verilecek idarî para cezalarında kullanılacak makbuzların şekli, dağıtımı ve kontrolü ile ilgili esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.

Öngörülen süre içinde ödenmeyen para cezaları, gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Cezalar

MADDE 28. - Bu Kanun hükümlerine aykırı davrananlara hayvanların sahipli ya da sahipsiz olmaksızına bakılmaksızın aşağıdaki cezalar verilir:

a) 4 üncü maddenin (k) bendinin ikinci cümlesi hükmüne aykırı davrananlara, hayvan başına iki yüz elli Yeni Türk Lirası idarî para cezası.

b) (Değişik Fıkra) 5’ inci maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında öngörülen hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı ile ilgili yasaklara ve yükümlülüklere uymayan ve alınması gereken önlemleri almayanlara hayvan başına yüz elli Yeni Türk Lirası yedinci fıkrasında öngörülen yükümlülük ve yasaklara uymayanlara hayvan başına üç yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası. Birinci fıkraya ek fıkra hükmünün gereğini ifa etmeyenlere hayvan başına üç yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası.

c) (Değişik Fıkra) 6’ncı maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına beş yüz milyon lira idari para cezası ve iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ,

GEREKÇE :

Bu kanun her ne kadar vermiş olduğu yaptırımlarla Kabahatlar Kanunu olarak kabul edilmiş ise de , 21.yy’dan gün almaya başladığımız bugünlerde hayvanların da eziyet görmeme haklarının olduğu dünyadaki tüm ülkelerde ve modern hukukta kabul edilmekle birlikte hayvanlara karşı işlenen suçlar “kabahat” olarak artık değerlendirilmemektedir. Cezanın iki yıl asgari olarak belirlenmesinin nedeni ceza infaz yasalarımıza göre fiili olarak hapiste kalmanın alt limitinin iki yıl olarak belirlenmesinden kaynaklanmaktadır.

Kanunlar arasında hem uyum olması hem de hukukta da bir zihniyetin yavaş yavaş ülkemizde de değişmesi , uluslararası sözleşmelerle dahi Türkiye’nin bunu kabul etmesi ile özellikle 6. madde kapsamına giren suçların idari para cezası yerine hapis cezasına çevrilmesi , yani hayvanlara karşı her türlü eziyet kabahat değil suç olarak kabul edilmiştir. Bir diğer değişle bu hükümle sanık sonuçta yine para cezasına mahkum olacaktır ancak bu defa mahkum olduğu suç idari para cezası değil , sabıka kaydına da işlenecek adli para cezası şeklinde olacaktır.

Genel kanun ve özel kanun açısından hem tutarlılık olması hem de cezanın yaptırımının kısmen daha etkili olması ve suçun bir daha işlenmemesi açısından hayvan haklarını bu madde kapsamında ihlal edenlerin idari para cezası ile sorumlu olması toplum tarafından da artık kabul edilmemektedir.

d) (Değişik Fıkra) 7’inci maddede yazılan cerrahi amaçlı müdahaleler ile ilgili hükümlere aykırı davrananlara hayvan başına iki yüz elli Yeni Türk Lirası idari para cezası.

e) 8’inci maddenin birinci fıkrasında yazılı, bir hayvan türünü yok edecek müdahalede bulunanlara hayvan başına yedi bin beş yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası; ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına uymayanlara hayvan başına bin Yeni Türk Lirası idari para cezası.

(Ek Cümle) Ayrıca hayvan hastanelerinin lisansları Bakanlıkça kaldırılır, veterinerlerin çalışma ruhsatları ise önce bir yıl süre ile tekrarında ise tamamen iptal edilir.

GEREKÇE :

Bu madde ile yaptırım olarak artırılmış idari para cezası ile birlikte bu hastanelerin lisanlarının Bakanlıkça kaldırılmasına karar verilmelidir. Aynı kanun maddesini bir kez daha ihlal eden veterinerin ruhsatının ise iptalinin caydırıcılık olması açısından uygun olduğu düşünülmektedir. Çünkü burada söz konusu olan hayvan türünün yok olması gibi doğal dengeyi bozucu çok önemli bir suçtur. Bu fiili işleyen veterinerin öncelikle bir yıl süre ile çalışma ruhsatının askıya alınması tekrarı halinde tamamen ruhsatının iptal edilmesi gereklidir.

f) 9’uncu maddede ve çıkarılacak yönetmeliklerinde belirtilen hususlara uymayanlara hayvan başına bin Yeni Türk Lirası para cezası; yetkisi olmadığı halde hayvan deneyi yapanlara hayvan başına üçbin Yeni Türk Lirası idari para cezası

(Ek Cümle) Ayrıca 9. maddeye aykırı deney yapanlara ve yaptıranlardan her birine iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Bilimsel metodlara aykırı deney yapan veterinerin ruhsatları ise önce bir yıl süre ile tekrarında ise tamamen iptal edilir

GEREKÇE :

9. madde gerekçesinde de açıklandığı üzere , amaç , hayvan üzerinde yapılan deney sonucu bilimsel bir veri almak ve bu veriyi tüm canlıların yararına kullanmaktır. Bilimsel olmayan metodlarla hayvanlara işkence çektirilmesi , canlarının yakılması , onlara ızdırap çektirilmesi yoluyla deney yapanlar aslında bu kanun kapsamına göre hayvan haklarına tecavüz nedeniyle suç işlemişlerdir. Türk Ceza kanunu ile orantılı olması için aynı oranda hapis cezası uygun görülmüştür. Bu deneyi yapan kişi veteriner ise ruhsatının öncelikle bir yıl boyunca iptali , tekrarında ise tamamen iptal edilmesi gerekir. Bu eyleme karışan diğer kişilere de 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi gerekir. Ayrıca verilecek idari para cezasının miktarı cezanın caydırıcılığı bakımından artırılmıştır.

g) 10’uncu maddede belirtilen hayvan ticareti izni almayanlara ve bu konudaki yasaklara ve yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara hayvan başına iki bin beş yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası ve bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ,

(Ek Cümle) İşletme ruhsatlarının İl Tarım Müdürlüğünce derhal iptal edilir ve bir daha aynı konuda ne burayı işleten gerçek kişilere ne de burayı işleten şirketin ortaklarına bir daha bu konuda ruhsat verilmez.

GEREKÇE :

Hayvan kaçakçılığının teşvikinde en önemli sorunlardan birisi , hayvan sağlığı koşullarına uymadan “ pet-shop” adında çalışan işletmelerdir. Bu işletmeler satmış oldukları yavru hayvanlar başta olmak üzere hem faturasız , hem menşei şehadetnamesiz hem de bu hayvanların aşıları olmaksızın ve sağlık sorunları ile bile satışlarını yapmaktadır ve sonradan da sorumluluk kabul etmemektedirler. Çoğu denetimsiz olarak ve yüksek kar marjları ile çalışan bu yerler aslında insan sağlığını da tehdit edilmesine neden olan bu hayvanların satışını , yaptırımların ve denetimlerin etksiz olması nedeniyle istedikleri gibi yapabilmektedirler. Hayvanlar bulundukları kafeslere sığmamakta , çoğu zaman maliyetleri artmasın diye almaları gereken besin su gibi temel ihtiyaçlarını alamamakta ve hatta hijyenik olmayan daracık ortamlarda tutulmakta , belirli bir süre sonra kafeslere sığmayınca da sokaklara bırakılarak tekrar sokak hayvanı populasyonunun artmasına neden olmaktadırlar. Bu nedenle , gerekli tedbirleri almayan bu işletme sahiplerine hem idari para cezası verilmesi gerekiyorsa hapis cezası verilmesi , hem de bir daha bu işle iştigal etmemeleri için ruhsatlarının iptal edilmesi gerekir.

h) (Değişik Fıkra) 11’inci maddenin birinci fıkrasındaki eğitim ile ilgili yasaklara aykırı davrananlara ikibinbeşyüz Yeni Türk Lirası para cezası, ikinci fıkrasına aykırı davrananlara hayvan başına ikibinbeşyüz Yeni Türk Lirası idari para cezası ve üçüncü fıkrasına aykırı davrananlara iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ,

GEREKÇE :

Bu yaptırımlar özellikle hayvanları kumar ,eğlence ve gösteri amaçlı dövüştüren , onların haklarını ihlal edip tecavüze uğratan onlar üzerinden haksız kazanç sağlayan kişilere karşı verilen idari para cezalarını kapsayacağından ve bu işi kumar amaçlı ya da zevk için yapanlara karşı etkisinin daha caydırıcı olması para cezalarının bir misli artırılmış özellikle bu işi kumar oynatmak ya da gösteri amaçlı yapıp ekonomik çıkar sağlayanlar için hapis cezası öngörülmüştür.

ı) (Değişik Fıkra) 12’nci maddenin birinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına beş yüz Yeni Türk Lirası para cezası ; ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere hayvan başına bin iki yüz elli Yeni Türk Lirası idari para cezası, üçüncü fıkrasına aykırı hareket edenlere iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ,

GEREKÇE :

12. maddeye eklenen son fıkraya göre Dini amaç ve et hayvani olarak tüketim amacı dışında bir amaçla hayvan kesmek ve kesim hayvanı statüsü dışındaki herhangi bir hayvanı kurban etmek veya kesmenin yasak olması düzenlenmiştir. Türk örf ve adetlerine göre bu hayvanları ( at ,eşek ,kedi ,köpek vs ) kesmek ve tüketim amacı olarak topluma sunmak toplumsal infial yaratacak niteliktedir. Dolayısıyla bu hem idari para cezasının artırılması gerekir. Bu maddenin uygulanması bu kanunun 28. maddesinin k fıkrasının uygulanmasına da halel getirmemeli , şüpheli aynı zamanda bu maddeden dolayı da ceza almalıdır. Hayvanların da eziyet görmeme haklarının olduğu dünyadaki tüm modern hukuk sistemlerinde kabul edilmekle birlikte hayvanlara karşı işlenen suçlar “kabahat” olarak artık değerlendirilmemektedir. Bu nedenle idari para cezası yerine alt limiti bir yıl hapis cezası öngörülmüştür.

j) (Değişik Fıkra) 13’üncü maddede belirlenen öldürme metotları ile ilgili hükümlere aykırı davrananlara öldürülen hayvan başına beş yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası, aykırı davranışların işletmelerce gösterilmesi halinde öldürülen hayvan başına bin iki yüz elli Yeni Türk Lirası idari para cezası, üç ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edenlere öldürülen hayvan başına bin beş yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası.

GEREKÇE :

Bu kanunun temeli hayvanlara yaşam hakkı vermek olduğuna göre, bir hayvanın canının alınması gibi hassas olan bir hususun, kamuoyu vicdanına en uygun şekilde olması, en acısız şekilde gerçekleşmesinin sağlanması gerekir. Gerekçesi net olarak 13. madde de açıklandığı üzere bu maddeye karşı aykırı davrananların da idari para cezalarının artırılması uygun görülmüştür.

k) 14’üncü maddenin (a) bendine aykırı davrananalara üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Aynı muamelerin belediye ait bir hayvan bakımevinde gerçekleşmesi halinde o belediyenin veteriner işleri müdürü , ihale özel bir şirkete verilerek işletiliyorsa şirket yetkilileri de aynı hükümler çerçevesinde yargılanır ; (b), (c), (d), (f), (g), (h), (ı), (j) ve (k) bentlerine aykırı davrananlara beş yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası ; (f) ve (l) bentlerine aykırı davrananlara hayvan başına iki bin beş yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası ve iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir, kesilmiş ve canlı hayvanlara el konulur. (Ek Cümle) El konulan canlı hayvanların bir hayvan bakımevine nakli sağlanır.

GEREKÇE :

Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, aç ve susuz bırakmak, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmak, bakımlarını ihmal etmek, fiziksel ve psikolojik acı çektirmenin cezası idari para cezası olamaz. Bu kanunun kimi hükümleri Kabahatler Kanunu çerçevesi içinde değerlendirilse de değişen toplum dinamikleri , kamuoyunun artık tüm canlılara karşı daha duyarlı olması cezaların daha etkili olmasını gerektirmektedir. Burada bahsi geçen suç hayvanlara karşı hukukta tanımlanan “kötü muamele” olmayıp ; onlara kanun koyucunun da belirttiği üzere acımasızca davranılması , insan olmanın getirdiği gücü ve ayrıcalığı kullanarak işkence edilmesidir. Hayvanların bir bakımevinde sorumluluğunu üstlenen belediye veteriner işleri müdürü ve eğer varsa özel şirket yetkilileri de aynı kapsam içinde sorumludur.

Hayvanların da eziyet görmeme haklarının olduğu dünyadaki tüm modern hukuk sistemlerinde kabul edilmekle birlikte hayvanlara karşı işlenen suçlar “kabahat” olarak değil , SUÇ olarak değerlendirilmektedir.

Ayrıca , ekonomik gücü yerinde olan birisine verilebilecek bir para cezası kimi zaman teşvik anlamına bile gelecektir. Kaldıki, mevcut TCK 151/2 maddesi sahipli hayvanın öldürülmesi halinde 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası düzenlemiştir. Kanun koyucunun hapis cezasının alt sınırını 4 ay olarak belirlemesinin nedeni büyük olasılıkla bu cezanın ön ödeme ile geçiştirilememesi ve sanığın işlemiş olduğu bu suçun muhakkak sabıkasına işlenmesi nedeni ile olmalıdır. Buradaki yasa değişikliği teklifi ile aynı anda uyumlu olarak TCK 151/2 maddesinin de değiştirilmesi gerekir.

l) RTÜK'ün takibi sonucunda 20 nci maddeye aykırı hareket ettiği tespit edilen ulusal radyo ve televizyon kurum ve kuruluşlarına öncelikle uyarı verilir. Üçüncü uyarıdan sonra da ihlaline devam eden televizyon ya da radyo kurumu maddenin ihlal edildiği her ay için ulusal televizyonlar için elli bin Yeni Türk Lirası , ulusal radyolar için onbin Yeni Türk Lirası hayvan refahı kapsamında kullanılmak üzere idari para cezası verilir ve RTÜK ‘ün uygun göreceği üç gün için prime time döneminde RTÜK ‘ ün belirleyeceği en az yarım saatlik doğa , çevre ve hayvan sevgisi ile ilgili eğitici program yayınlanır. Bundan sonraki ihlalin devam ettiği her uyarıdan sonra aynı ceza tekrarlanır. Alınan bu bedeller , hayvan refahında ve eğitici yayınlarda kullanılmak üzere RTÜK tarafından çevre ve orman bakanlığının bu konuyla ilgili bütçesine aktarılır.

Yerel radyo ve televizyonlar için de o bölgenin mülki amirinin takdirinde olmak üzere yeteri kadar hayvan ve doğa sevgisini verici eğitici yayın yapılması istenir.

GEREKÇE :

Yayın organlarının aynı zamanda eğitim kuşaklarında hayvan ve doğa sevgisi ile programlara yer vermemeleri ya da bunları izlenme oranı çok düşük yayın saatlerinde yapmaları özellikle milyon dolarlara hitap eden çoğu şirket için burada belirlenen cezai yaptırım çok semboliktir , hiçbir yaptırımı yoktur. Bu nedenle , idari para cezasının daha makul düzeye çıkarılması gerekir. Üç uyarıya rağmen prime time ‘da ya da normal sürelerde yasanın aradığı yayını yapmayan televizyon ya da radyolar için hem para cezası hem de yasada belirtilen süre çerçevesinde prime time’ larda RTÜK ün belirleyeceği hayvan ve doğa sevgisi ile ilgili yayınlar yapılması gerekir. Ceza olarak alınan bedeller hayvanların refahı , kısırlaştırılması gibi konularda kullanılmak üzere çevre bakanlığına aktarılır.

m) 21’inci maddeye aykırı hareket edenlere hayvan başına iki yüz elli Yeni Türk Lirası idari para cezası

(Ek Cümle) Trafik ceza kayıtlarına islenir.

GEREKÇE :

Bir hayvanı trafik kazası sonucu yaralayıp bakımını yaptırmayan , onun ölümüne sebep olan kişinin trafik kaydına muhakkak işlediği suçun cezasının işlenmesi trafikte bulunan sürücülerin daha hassas olmasını , hayvanlara bir “mal” olarak değil “can” olarak bakmasınının gerekliliğindendir.

n) (Değişik Fıkra) 22’nci maddeye uymayanlara, mevcut hayvanat bahçelerinde , kötü şartlarda barındırdıkları ya da sergiledikleri hayvanlar için buranın bakımından sorumlu olanlar için savcılık görev ihmali nedeniyle Türk Ceza Kanunu kapsamında görev ihmali nedeniyle re’sen dava açar

o) 23’üncü maddeye aykırı hareket edenlere hayvan başına iki bin beş yüz Yeni Türk Lirası idari para cezası

GEREKÇE :

Bu kanun değişikliğinin en büyük amaçlarından birisi yurda kaçak olarak giren , özellikle sokak hayvanların ve yurtdışına kontrolsüz olarak çıkartılan ve nereye gittiği tam olarak bilinemeyen sokak hayvanların kaçak ve kontrolsüz ticaretini engellemektir. Bu durum detaylı olarak özellikle Geçici 3. maddede gerekçelendirilmiş ve teklif maddesi haline getirilmiştir.

p) (Ek Fıkra) Bu Kanunda yazılı hayvan haklarını ihlal eden eylem, toplumsal infial yaratmış ise, ayrıca üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Bu suç şikayete bağlı olmayıp Cumhuriyet Savcılarınca re’sen soruşturulur. Ayrıca bu suçu işleyen kişi özgürlüğü bağlayıcı cezası sona erdikten sonra en az bir yıl boyunca devlete bağlı bir psikoloji tedavi merkezinde müşahede altına alınır.

GEREKÇE :

Her ne kadar idari para cezaları bir çeşit hukukta düzenlenmiş yaptırım olsa da hayvan haklarına karşı işlenen suçların cezası para cezası olması bu kanunun yaptırımı olmaması anlamına gelir. Çünkü ekonomik gücü yerinde olan birisine verilebilecek bir para cezası kimi zaman teşvik anlamına bile gelecektir. Kaldıki mevcut TCK 151/2 maddesi sahipli hayvanın öldürülmesi halinde 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası düzenlemiştir. Kanun koyucunun hapis cezasının alt sınırını 4 ay olarak belirlemesinin nedeni büyük olasılıkla bu cezanın ön ödeme ile geçiştirilememesi ve sanığın işlemiş olduğu bu suçun muhakkak sabıkasına işlenmesi nedeni ile olmalıdır.

Bu suçların kovuşturulması re’sen cumhuriyet savcılıklarça yapılıp sonuçlandırımalıdır. Suçun takibi şikayete bağlı olmamalıdır. Suç duyurusunda suçtan zarar görenler olduğu gibi , durumu bizzat gören kişiler ile il hayvan ve haklarını koruma kurulları ile bu konuda çalışan vakıf ve dernekler de suç duyurusunda bulunabilmelidir. Mağdur olan hayvan sahibi, şikayetinden vazgeçirildiği takdirde, zarar gören taraf ve ülke genelindeki hayvanları koruma dernekleri diledikleri takdirde bu davalara müdahil sıfatıyla katılabilmelidirler.

Bu maddenin (b) bendinde atıfta bulunulan 5 inci maddenin birinci, ikinci ve beşinci fıkraları ile (o) bendi dışında kalan fiillerin, veteriner hekim, veteriner sağlık teknisyeni, hayvan koruma gönüllüsü, hayvan

haklarını koruma derneği üyeleri, hayvan haklarını koruma vakfı üyeleri, hayvan toplama, gözetim altına alma, bakma, koruma ile görevlendirilmiş olan kişilerce işlenmesi halinde verilecek ceza iki kat artırılarak uygulanır.

Bu maddede yazılı idarî para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır.

(Ek Madde)

Bu cürümün kamu görevini yerine getirenler tarafından işlenmesi

Madde 28/A - İşbu kanundaki yasaklara karşı hareket eden kişiler bu görevi kamu görevini ifa ederken ya da bu sıfat altında yapmışsa veyahut azmettirmiş ya da doğrudan veya dolaylı sözlü ya da yazılı emir vermişse verilen hapis cezaları ve idari cezalar bir misli artırılır.

GEREKÇE :

Hayvan haklarına karşı işlenen suçlar kişiler tarafından olabildiği gibi kamu otoritesindeki yetkisini kullanan tüzel kişiler ya da orada çalışan görevli kişiler tarafından da haksız ve hukuka aykırı bir biçimde kullanılabilmektedir. Hayvan hakları; eğer bu kişiler ya da azmettirenler tarafından her ne şekilde olursa olsun ihlal edilirse verilecek cezalar bir misli oranında artırılmıştır.

BEŞİNCİ KISIM

Çeşitli, Son ve Geçici Hükümler

BİRİNCİ BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

Birden fazla hükmün ihlâli

MADDE 29. - Bu Kanunda suç olarak öngörülen fiiller başka kanunlara göre de suç ise, en ağır cezayı gerektiren kanun hükümleri uygulanır.

Fiili ile bu Kanunun birden fazla hükmünü ihlal edenlere daha ağır olan ceza verilir.

Fiillerin tekrarı

MADDE 30. - Bu Kanunda, ceza hükmü altına alınmış fiillerin tekrarı halinde para cezaları bir kat, daha fazla tekrarı halinde üç kat artırılarak verilir.

İKİNCİ BÖLÜM

Son ve Geçici Hükümler

Saklı hükümler

MADDE 31. - 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu, 4631 sayılı Hayvan Islahı Kanunu ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır.

(Ek Fıkra) Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 18. 34. ve 36. maddeleri yürürlükten kalkacaktır.

GEREKÇE :

3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanun hayvan itlafını kanunl hale getirmektedir ve bu kanunun ruhu ile diğer kanun çelişmektedir. 3285 sayılı Kanunun ilgili maddelerinin kaldırılması halinde özellikle bu Kanunun 6.maddesinde olması gereken alternatif yöntem anlatılmıştır. Anılan kanunun ilgili maddeleri, asıl amacı hayvanları korumak olan bu kanun ile tamamen çelişmekte, hayvan haklarını bir “şüphe” uğruna yok saymakta ve acımasız bir kıyıma dönüşebilecek harekete neden olmaktadır. Bu nedenle 3285 sayılı Kanunun bu maddeleri kaldırılmalıdır. Amaç hayvanları ortadan kaldırarak çözüme ulaşmak değil , bilakis onlarla beraber toplumsal çözüm sağlamaktır. Bunların yerine kaim olmak üzere zaten bu kanunun 6. maddesinde nasıl davranılacağı ve hareket edileceği belirlenmiştir. Bir yandan Hayvan Hakları Kanunu düzenleyip diğer yandan büyük bir istisna bırakarak “ şüphe halinde dahi” toplu itlaflara , zehirlenmelere izin vermek kanunlar arasındaki başka bir tezatı oluşturabilecektir. Kuduz ve benzeri sağlığı tehdit eden bulaşıcı hastalıklar nedeniyle bu kanunun 6. maddesi ve bu maddeye bağlı olarak yayınlanacak yönetmelikler ortaya çıkacak boşluğu dolduracaktır. O nedenle bu kanun ile 3285 sayılı kanunun 18-34 ve 36. maddelerinin bu kanun ile yürürlükten kaldırılması gerekir.

GEÇİCİ MADDE 1. - Bu Kanunun 14 üncü maddesinin (l) bendinde belirtilen hayvanlardan, yurda bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce sokulmuş olanların sahipleri; üç ay içerisinde hayvan koruma kurullarına bildirimde bulunarak bunları kayıt altına aldırmak; altı ay içerisinde kısırlaştırarak kısırlaştırıldıklarına ilişkin belgeleri il hayvan ve haklarını koruma kurullarına teslim etmek zorundadırlar.

GEÇİCİ MADDE 2. - Bu Kanun gereğince çıkarılması gerekli bulunan yönetmelikler, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hazırlanır.

GEÇİCİ MADDE 3. - Bu Kanunun yürürlüğe girmesi ile her türlü ev ve süs hayvanı ithal ve ihracı , insan sağlığının korunması ile hayvan popülasyonunun kontrol altına alınabilmesi için 10 yıl müddetle yasaklanmıştır. Buna aykırı hareket edenlere ve şeriklerine hayvan başına üç bin Yeni Türk Lirası idari para cezası verilir. Tekerrüründe ise ceza üç kat artırılır. Bu suçu işleyenler kamu görevlisi ise ceza bir kat artırılır. Kaçakçılık mevzuatı kapsamında yargılama hükümleri ayrıktır.

GEREKÇE :

Özellikle yurda giren kaçak hayvan ithalatının önünü kesemediğimiz sürece ve bunlara talebi körükleyen pet-shop’ların denetlenemediği sürece ( hatta bunlara gelişigüzel ruhsat verildiği sürece ) yapılan tüm çalışmalar aslında küçük iyiniyetli hareketler ve akıntıya karşı kürek çekmek olarak kalacaktır. Çünkü hayvan populasyonunun bir şekilde kontrol altına alınmaz ise tüm yapılan çalışmalar boşuna olacaktır. Hakları korumak , savunmak da zorlaşacaktır.

Gelişmiş ülkeler kendi memleketlerine insan bile sokmadan önce ne kadar tedbirli davrandıklarını , insanlara vize , hayvanlara karantina ve aşı karnesi uygulamaları , hatta her türlü bitki tohumu girişinin bile sıkı denetime tabi olduğu malumunuzdur. Halbuki biz bunu bir türlü uygulayamadığımız , ev ve süs hayvanı ticareti yapanları sırf ekmek parası kazansın diye bu ticareti yapmalarına sessiz kaldığımız sürece ve kontrol ile denetim mekanizmalarımız gereği gibi çalışmayıp sırf kanunlarda kelimeler babında kaldığı için hayvanlarla ilgili ortaya çıkacak hiçbir problemin de önüne geçilememekte , üstelik hayvan barınaklarındaki çok kötü görüntüler ortaya çıkmaktadır.

Özellikle eski doğu bloku ülkelerinden ülkeye bu süs ve ev hayvanları yoğun bir şekilde girmekte , hatta bizim ülkemiz için özel üretim yapılmaktadır. Bunları çok ucuz fiyata mal eden bu kişiler ülkemizin hem sağlık, hem de hayvan populasyonu kontrolünü bozmaktadır. Yurt içinde satış yapanlar ise faturasız satış yaparak hem vergi ödememekte, hem bu hayvanları uygun fiyatlara satmaktadır. Satılanlar ise geçici bir heves olarak alındığından bir kaç yıl içinde barınaklardaki olumsuz koşullara terk edilmekte, ya da belediyeler tarafından itlaf, zehirlenme gibi korkunç sonlar beklemektedir.

Öte yandan , aynı şekilde yurtdışına tırlarla ve gemilerle kaçak olarak kürk üretimi nedeniyle kedi ve köpekler kaçırılmakta , çok kötü ortamlarda istiflenmekte yurtdışında da büyük olasılıkla bu hayvanların kürkünden faydalanılmakta, hatta hayvanların üzerinden uyuşturucu kaçakçılığı bile yapılmaktadır. O nedenle her koşulda hem giriş hem çıkış sıkı şekilde kontrol altına alınıp kanunun yürürlüğe girdiği andan itibaren sınırlandırılmalıdır.

Bu kanunun belki de en önemli maddesi bu geçici 3. maddedir. Hayvan ticareti 10 yıl boyunca nüfus kontrol altına alınana kadar kesinlikle yasaklanmalı , diğer tedbirlerle ve

aşılama –kısırlaştırma- micro chip – kayıt altına alınma gibi yöntemlerle uzun vadede belki sokak hayvanı ve barınakların da ortadan kaldırılacağı öngörülmektedir. Yurda giren her 6 çift kedi ve köpekten 6 yılda 60 bin kedi köpek üreme sonucu oluşmaktadır. Bu ticarete göz yuman görevliler hakkında da bu nedenle cezalar bir misli artırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 32. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 33. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

24.09.2007

Kaynak: www.haytap.org


02 Ekim 2007

  Yorumlar (3 adet)
Yorum Yaz  
Yazan: kenangurler33 Tarih: 02 Mart 2008 Saat: 23:13
Biz Hayvanseverlerden başka hayvanları düşünen olduğunu sanmıyorum. bizlerin aksine düşünenler maalesef bu kanunun ne demek olduğunu anlayamayacak kadar gaddar ve egoistler.Onlar için hayvanların yaşama hakları onlar izin verdiği sürece vardır. o yüzden keşke diyorum keşke meclisten çıksada hayvanlara eziyet edenler daha ağır cezalara çarptırılsalar. Aslında isterimki tek bir madde ile herşey çözümlense hayvanlara eziyet edenler ve ölümüne sebep olanlar Türk ceza kanununa göre insanlara eziyet edenler ve öldürenler gibi cezalandırılacaklardır diye bir madde konsa ve hiç bir yürütme kurumu bu maddeyi değiştirmeye yetkili değildir diyede madde eklense, ne kadar iyi olur değilmi?
Yazan: anne Tarih: 22 Ekim 2007 Saat: 10:50
mükemmel...(keşke uygulansa)..destekliyorum.....
Yazan: royalrojana Tarih: 03 Ekim 2007 Saat: 00:06
Bu kanun tasarımının sonuna kadar arkasındayım! Destekçinizim.. Başarılarınızın devamını, emeklerinizin karşılığını diliyor, sizleri ayakta alkışlıyorum.
   İyi ki Doğdun:  İnci , Efe , Sarı , Sürmeli , Paşa , Efe , Haydut , Kumpas , Soytarı , Lokum
Tasarım ve İçerik ZERON Üyelik Sözleşmesi, Kullanım Şartları ve Copyright © 2006